www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Meşru Evlilik
Bir müslümana göre meşrû evlilik "evlenmelerinde sakınca (mani) bulunmayan bir kadınla bir erkeğin veya temsilcilerinin, yeterli sayıda ve vasıfta şahit önünde irade beyanında bulunmalarıyle" gerçekleşir. Akit yapılırken mehir belirlenmemiş ve zikredilmemiş olursa mehr-i misli (kadının emsaline verilen mehir) erkek tarafından borçlanılmış olur. İslâm müctehidlerince, "ergenlik çağına gelmemiş küçüklerin velileri tarafından nikahlarının kıyılması (evlendirilmeleri) caiz midir?" konusu tartışılmıştır. Bunu caiz gören müctehidlere göre çocuklar ergenlik çağına gelince -fiilen evlilik hayatını yaşama, evliliği devam ettirme- konusunda muhayyerdirler. İsterlerse yeniden akit yapmadan evliliği yaşamaya başlarlar, istemezlerse akit bozulmuş olur.
Aile hukuku ile ilgili kanunları islâmî olmayan bir ülkede yaşayan müslümanların, kendi inançlarına ve dinî hukuklarına göre yaptıkları nikah akdini, bu ülke mahkemeleri geçersiz saymakta ve evlilere zina, iğfal gibi suçlar isnad etmekte, bu evlilikten doğan çocukları da gayr-i meşrû (nesebi sahih olmayan) saymaktadırlar. Şüphe yok ki, bu anlayış ve uygulama laikliğe, insan haklarına ve özellikle din ve vicdan hürriyetine aykırıdır. Devletin dine ve dinî hayata müdahalesidir. Bu çelişkinin ortadan kalkması, devlet-millet barışıklığının sağlanabilmesi için kanun koyucunun, halkın manevi değerlerini göz önüne alması, düzenlemeyi buna göre yapması gerekir. Kara Avrupası hukukunun kaynakları arasında Hıristiyanlık da vardır ve bu durum, o ülkelerde laikliğe aykırı telakki edilmemiştir.
Sarah ile Musa'nın evlilikleri İslâm Hukukuna göre geçerli bir evliliktir. Tarafların evlenmelerine bir engel yoktur, her ikisi de ergenlik (büluğ) çağına gelmişlerdir (şayet kız büluğ çağına girmemiş, adet görmeye başlamamış ise velisi akde razı olmuştur). Nikah akdi, usûlüne uygun olarak yapılmıştır. Türkiye'de ve İslâm dünyasında bu şekilde evlenmiş ve evlilik hayatı yaşayan binlerce insan vardır. Bunları evli saymamak, daha da kötüsü zina ettiklerini varsaymak hiç şüphe yok ki, müslümanları rencide eder. Çünkü müslümanın inancına göre zina bu değildir; zina evli olmayan bir çiftin cinsî hayat yaşamalarıdır; bunların yaşı ve başı ne olursa olsun, karşılıklı rıza bulunsun bulunmasın -İslâma göre- böyle bir birliktelik zinadır. Dinini bilen ve yaşayan bir müslüman, kendi inancına ve dinî hükümlerine göre evlenmiş olanları ayıplamaz, tebrik eder, yardımcı olur, evliliği teşvik eder, zinaya karşı tavır alır ve zina hali yaşadıkları halde "biz birbirimizi seviyoruz, halimizden memnunuz, şimdilik evlenmeyi düşünmüyoruz..." diyenleri, hem de bunu medya önünde, yüzde doksan dokuzu müslüman olan bir halka karşı söyleyenleri ayıplar, bu davranışı günah ve çirkin olarak değerlendirir.
Bize böyle ne oldu ki, zina edenleri alkışlıyor, evlenerek aile kuranları ayıplıyoruz?!


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler