www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Aile Reisliği
Çoğu bekâr olan, evlilik birliğinin sıcaklık ve mutluluğunu tatmamış, biraz da karşı cinsleşmiş bulunan kadın hakları savunucularının gözlerinde büyüttükleri düzenlemelerden biri de "aile reisliği" ile ilgili maddelerdir. Savunuculara göre bu maddeler kadın haklarına tecavüz etmekte, onu kocaya tabi kılmakta ve derhal değiştirilmesi gerekmektedir.
Yürürlükte olan Türk Medeni Kanunu'nun aile reisliği ve buna bağlı hükümlerinin (md. 152 vd.) özeti şudur: "Koca, birliğin reisidir, oturulacak evin seçilmesi, karı ve çocukların uygun bir şekilde geçimlerinin sağlanması ona aittir. Karı, kocanın aile ismini taşır. Birliği koca temsil eder (155. maddeye göre evin daimi ihtiyaçları için koca gibi kadın dahi birliği temsil hakkını haizdir). Karının bir iş veya san'at ile iştigal etmesi kocasının açık veya kapalı iznine bağlıdır..." Kanun 170. maddeden itibaren karı koca mallarının idaresi konusunu düzenlemiş ve ilk maddede, "mukavele ile bir başka usûl kabul etmedikleri takdirde karı ve koca mallarının ayrı olacağı" hükmüne yer vermiştir. Gerekçesine göre "pek iptidai olan eski kanunu yıkarak onun yerine geçen ve çağdaş medeniyeti temsil eden" medeni kanun, yukarıda özetlenen maddeleriyle -kadın hakları savunucularına göre- kadın haklarını çiğnemektedir.
Bu maddelere İslâm Hukuku açısından bakıldığında benzer ve farklı hükümlerle karşılaşılır. İslâm Hukukunda:
a) Kadın kocasının soy adını taşımak mecburiyetinde değildir.
b) Aile birliğinin reisi kocadır. Ancak bu reislik bir amir-memur ilişkisinin reisliği değildir. Aile küçük bir cemiyettir, topluluktur, düzensiz hiçbir birlik ve topluluk payidar olmaz. Aile reisliği bu düzenin bir gereği olarak öngörülmüş, kavramın çerçevesi, selahiyet görünümü içinde sorumlulukla doldurulmuştur. İslâmda bütün cemiyet işleri danışma ile yürütülür, koca da aile birliğini yönetip yürütürken birinci derecede karısı ile danışma yapacaktır. İslâm ahlak ve ahkâmı herkesi bağladığı için hangi kurumun ve kuruluşun reisi olursa olsun selahiyetini kötüye kullandığı, yönetimindekilere haksızlık ettiği zaman hukukun, zulmü engelleyici elini yakasında bulacaktır.
c) Ailenin geçimini (nafakayı) sağlamak kocanın sorumluluk alanına girer. Medeni Kanun'un 190. maddesine göre koca, karısının da geçim teminine, aile giderine bir ölçüde katılmasını isteyebilir. İslâm Hukukuna göre kocanın böyle bir hakkı yoktur, karı hiçbir şekilde aile giderine katılma mecburiyetinde tutulamaz.
d) İslâm aile hukukunda mal ayrılığı esas olduğu için karının zengin, kocasının fakir olması ve gerektiğinde karının kocasına zekât vermesi caiz görülmüştür. Öte yandan ailenin geçimini sağlamak kocaya ait olduğu için kocası zengin olan karı da zengin sayılmıştır ve kendisine zekat verilmesi caiz görülmemiştir. Karı kendi malında dilediği gibi tasarruf hakkına sahiptir.
e) Kadın evli, bekar, dul olduğunda geçimini sağlamak için çalışmak mecburiyetinde olamaz. Geçimini sağlayacak malvarlığı olmayan kadın evli değil ise, en yakın erkek akrabası onun geçimini sağlamak mecburiyetindedir. Bu mecburiyet ahlâkî olduğu kadar hukukîdir; bu sebeple ihlali halinde mahkeme nafakaya hükmedecektir. Kadın geçinmek için mecbur olmamak şartıyle çalışmak istediği takdirde -islâmî sınırları ve hükümleri çiğnemeden- çalışma hürriyetine sahiptir. Aile birliği içinde bulunan kadının çalışabilmek için birlik başkanından izin alma mecburiyetini, birliğin dirlik ve düzeni gerekli kılmaktadır. Aile birliği içinde isteyen istediği zaman evi terkeder, istediği zaman döner, dilediği yerde, dilediği kadar bulunursa bu birliğin bozulmasından daha tabii bir sonuç olamaz.
f) Evin geçimini koca temin edeceği için durumuna ve işine göre evin yerini seçme selahiyeti de ona verilmiştir. Koca eşini, evlendikleri yerleşim merkezinden bir başka merkeze taşımak istediğinde mehri ödemek mecburiyetindedir. Mehri ödenmemiş kadın, kocası ile taşınmak mecburiyetinde değildir. Bu hükmün gerekçelerinden biri de, muhitinden ayrılacak ve nisbeten yakınlarının himayesinden uzak kalacak kadının, mehri sayesinde elde edeceği imkan ile -ekonomik sebeplerle- baskı altında kalmasını engellemektir. Ancak bütün uygulamalarda danışma esastır, haksızlıklar için hakemlere ve mahkemeye başvurma yolları açıktır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler