www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


II
İnsan, Kültür, Kimlik

Kimliğimizin İki Unsuru ve Çağdaşlık
Müslüman Türk milletinin kimliği iki unsurdan oluşmaktadır: Müslümanlık ve Türklük. Türklük tabiî ve fıtrî (yaratılıştan gelen), edinilmesi kişinin elinde ve iradesinde olmayan bir unsurdur. Müslümanlık ise tarihen sonradan edinilmiş, halen de edinilmesi kişinin irade ve ihtiyarında bulunan bir unsurdur. Ferdin varlığı topluma, toplumun varlığı ise başka toplumların var olmalarını ve ayakta durmalarını sağlayan güç ve değerlerin benzerine veya dengine sahip olmaya bağlıdır. Bu güç ve değerlere sahip toplumlar çağdaş, sahip olmayan toplumlar ise çağın gerisinde olarak kabul edilmektedirler. Aşağıda bu üç özelliğin varoluş ve meşrûiyyet açılarından birbiri ile ilişkisi ele alınacaktır.

1. Müslümanlık ve Türklük
İslâmın mensuplarını dâvet ettiği câmia (ümmet) gerçekleştiği takdirde hiçbir müslüman fert ve gurup bu câmianın dışında kalmayacak, ona dahil olacaktır. Milliyet ve milliyetçilik bu câmianın dışında kalmaya ittiği ve sebep olduğu zaman -İslâm yönünden- meşruiyyetini kaybeder. Böyle bir câmia fiilen gerçekleşmemiş veya bozulmuş olursa müslümanların guruplar (bu arada kavimler, bu mânâda milletler) halinde birlikler, toplum yapıları oluşturmaları birlik ve değerlerini korumak için gerekli tedbirleri almaları tabiî ve zaruridir. Bu zaruretle karşı karşıya bulunan gurup (topluluk, toplum) bugün anlaşılan mânada bir millet ise milliyetin temel unsuru (kimliğin belirleyici öğesi) İslâm olacaktır. Toplum, mevcut yapısını tarihi bir zaruret ve ârıza olarak görecek, imkânların elverdiği ölçüde ümmet yapısına geçmeyi, bu yapıda birleşmeyi amaç edinecektir. Bu kayıt ve şartlar içinde ve bu mânada bir milliyet ve milliyetçilik meşrûdur ve günümüzde zaruridir.
Bugün dünyada elliden fazla İslâm ülkesi vardır ve müslümanların kimlikleri üç unsurdan oluşmaktadır: Dini, kavmiyeti ve ülkesi. Günümüzde bir müslüman "T.C. vatandaşı, müslüman, Türk", "İran İ.C. vatandaşı, müslüman, Farısî", "A.B.D. vatandaşı, müslüman, zenci" ... şeklinde tanımlanmaktadır. Müslüman hangi ülkenin vatandaşı ve hangi kavmin, etnik gurubun mensubu olursa olsun her şeyden önce müslümandır, sonra bir ülkenin vatandaşıdır, sonra da bir etnik gurubun mensûbudur. Bu sıra bozulmadığı, her bir unsurun hakkı verildiği, amaç bölünme değil, bütünleşme olduğu müddetçe müslümanlar arasında kimlik farkı kısmen tabiî ve kısmen zaruri olarak meşrûdur, zararsızdır, faydalıdır, "tanışmanız, tanımlanabilmeniz için" buyruğuna uygundur.

2. Türklük ve çağdaşlık
Çağdaşlığa ister "Batı standartları ve değerlerine ulaşma" mânası verilsin, ister "Batınınkine denk ve alternatif bir kültür ve medeniyeti temsil etme" mânası verilsin halen (çağımızda) bütün dünyada milletler ve ülkeler kendi öz kültürüne sahip çıkmakta ve millî menfaatine öncelik tanımaktadır. "Globalleşme, küreselleşme" kavramlarının pratikte yeri yoktur, yahut -daha doğrusu- dünya hâkimiyetine oynayan milletlerin ve birliklerin amaç, strateji ve taktiklerini ifade etmektedir. Buna göre Türklük ve Türkleşme ile çağdaşlaşma arasında bir çelişki mevcut değildir. Meşruiyyet ve öz kültürü koruma açısından Türkleşme ile çağdaşlaşmanın birbirine bakışı farklı, problemli ve tartışmalıdır.

3. Müslümanlık ve çağdaşlık
Varoluş açısından İslâmsız bir dünya hayatı ve çağın gerisinde kalan bir İslâmî hayat mümkündür; ancak yalnızca aklına güvenen, ilâhî irşada kulaklarını tıkayan bir insanlığın et, kemik, toprak seviyesinden yücelere çıkması, kâinâtın gözbebeği ve insân-ı kâmil olması mümkün değildir. Her an hareket ve gelişme içinde olmayan, kendini -özünü bozmadan- yenilemiyen, maddi ve manevî güç bakımından çağın gerisinde kalan müslümanların da varlıklarını devam ettirmeleri imkânsız gibidir.
Meşruiyet bakımından modernistlerle post-modernistlerin dine bakışları farklıdır. Aydınlanma devrini takip eden modernist düşünceye göre insanlığın ilerlemesi, özgürleşmesi ve insanlığını gerçekleştirmesi dinin baskı ve hakimiyetinden kurtulmasına bağlıdır. İnsana yol göstermek için (mürşid olarak) akıl ve beşerî bilgi yeterlidir. Din sosyal bir olgudur. Fertlerin vicdanlarında kalmalı; siyasî, sosyal, ekonomik, hukukî, hatta ahlâkî hayatı düzenlemesine, bu sahalara girmesine izin verilmemelidir. Eğer bir din -meselâ İslâm- bu sâhalara girme ve düzenleme istidadı ve meyli taşıyorsa, ya tamamen toplum hayatından uzaklaştırılmalı yahut da reforme ve modernize edilerek kendi kabı ve yeri olması gereken vicdanlara çekilmelidir. Bu sebeple -modernistlere göre- sosyal hayatı düzenlemeye kalkışan din ve bu kalkışmalar -ki bazıları bunu fundamentalizm, köktencilik kelimeleriyle ifade etmektedirler- meşrû değildir, buna izin verilmez. Post-modernistlere göre mutlak gerçeklik de, mutlak değerler de yoktur; görecelik vardır. Bu düşüncenin sosyo-kültürel ve politik uzantısı katılımcı demokrasi, sivil toplum ve çoğulculuktur. Dinin verileri de, aklın verileri de mutlak doğru ve mutlak iyi olmadığına göre her fert ve her gurup kendi doğrularını, iyilerini yaşayabilmeli, biri, diğeri üzerinde baskı ve hakimiyet kurmaya kalkışmamalı, özgürlükler kısıtlanmamalıdır. İslâm da bir din ve düşünce sistemi olduğuna göre bunu benimseyenlerin bütünüyle yaşamaları tabiî haklarıdır.
İslâma göre müslümanların, batılılaşma mânasında çağdaşlaşmaları caiz ve meşrû değildir; çünkü çağdaş Batı'nın kültür ve medeniyetine temel (alt-yapı) teşkil eden varlık ve bilgi anlayışı ile değerler sistemi İslâmınkine ters düşmektedir. Bunun tabiî bir sonucu olarak Batı'nın dünya görüşü, insan ve kâinat anlayışı, sistem ve düzenleri -genel manada- İslâma aykırıdır. İslâmın meşrû gördüğü, mensuplarını teşvik ettiği çağdaşlaşma, "insanlığa alternatif kültür ve medeniyet, dünya görüşü ve düzeni sunmaktır. Yalnız akla değil, aynı zamanda vahye dayalı olan bu kültür ve medeniyeti koruyabilmek ve insanlığa sunabilmek için gerekli bulunan bilim, güç ve teknolojiye sahip olacaktır." Bu mânada çağdaşlaşamıyan müslümanlar geride kalırlar ve kalmışlardır.
Müslümanların bu mânada çağdaşlaşabilmelerinin önemli şartlarını şöylece sıralamak mümkündür:
a) Kendi kültür ve medeniyetlerini tanımak ve kendilerine güvenmek.
b) Bunun için gerçek mânada "millî" bir eğitim seferberliği ilân etmek.
c) İslâmı doğru anlamak ve alternatif teorileri, sistemleri, projeleri ortaya koyabilmek için ictihad kapısını açık tutmak, samimi müslüman ve gerçek âlim olan "müctehidler" yetiştirmek.
d) Asırlardan beri insanlığın ortak gayretleri sonucu ortaya çıkmış, elde edilmiş bulunan dünya bilgisini ve teknolojiyi alırken süzgeç kullanmak; bu bilgi ve teknolojiyi kültürel bağlarından temizlemek ve sonuçlarını islâmî amaçlar açısından kontrol altına almak.
e) İslâm dünyasının dağınıklığına mutlaka bir çare bularak olabildiğince geniş ve sıkı işbirlikleri sağlamak, müslümanların beyinlerine ve servetlerine sahip çıkmak, sömürülmeye son vermek, yüce amaçlar uğruna kullanılacak güçlü bir ekonomiye ve teknolojiye sahip olmak.
f) Siyasi iradeyi bu amaçlara yönlendirebilmek için halkı eğiterek şuurlandırmak, yönetilen-yöneten, aydın-halk ikiliğini, farklılığını, çatışmasını ortadan kaldırmak, baskı-tepki ilişkisine son vermek.
Eğer bunlar gerçekleşirse, önce dünyanın bir parçasında, sonra belki bütün dünyada şirk yerine tevhid, kölelik yerineb hürriyet, zulüm ve sömürü yerine adâlet ve âdil paylaşma, insanları hayvanlaştıran, birbirinin kurdu yapan ahlak anlayışı yerine onları kardeş kılan, yücelten, örtülü kalmış kabiliyet ve kapasitelerini harekete geçirerek bilgi ve mutluluklarını artıran ahlak anlayışı hâkim olacak, insanlar yaratılış amacına doğru ilerleme imkânına kavuşacaklardır. İslâmın nihâî gayesi budur.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler