www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Peygamber Çırağı Mevlânâ
Ahmed Yesevi, Yunus, Mevlana ve daha nice İslâm büyüğü, âhir zaman Peygamberi Muhammed Mustafa'nın (s.a.) çırağıdırlar, onu sevdikleri, ona bağlandıkları ve yolunu izledikleri için veli, insan-ı kâmil, Hakka ve halka makbul olmuşlardır. Diğerleri gibi Mevlana da takva derecesinde İslâmı yaşamış; haramlardan uzak durmuş, namaz kılmış, oruç tutmuş, her an Allah'ı zikretmiş, dünyaya metelik vermemiş, kendini, insanlara Allah'ı ve Peygamberi sevdirmeye, İslâmı anlatmaya ve benimsetmeye adamıştır. "Gel, yine gel! Ne olursan ol gel! Putperest, ateşperest... olsan da gel!" derken insanları içinde bulundukları hal üzere devam etmeye değil, İslâma ve Hz. Peygamber'in sünnetine göre değişmeye çağırmıştır. Onun dergahı, hak-batıl demeden dinler ve inançların karışımından yapılmış bir çorbanın içildiği, İslâm ve şeriat kaydının geçildiği bir dergah değil, yol olarak İslâmın, örnek olarak Resul-i Ekrem'in seçildiği, eğitimin buna göre yapıldığı bir mekteptir. Mevlana'yı sevenlerin, onu büyük bilenlerin öncelikle sevmeleri ve saymaları gereken zatın (örneğin, rehberin, mürşidin) Hz. Peygamber olması gerektiğini geliniz onun Mesnevi'sinden öğrenelim:

"Peygamber Mekke'yi fethe uğraştı diye nasıl olur da dünya sevgisi ile ittiham edilir? O öyle bir kişi idi ki, imtihan günü (yani miraçta) yedi gökün hazinesine karşı hem gözünü yumdu, hem gönlünü kapadı... Gökler ve melekler onun için bezendi, fakat onda sevgiliye aşktan başka bir meyil ve heves nerde ki! O, tanrı ululuğu ve celali ile öyle dolmuştu ki, bu dereceye, bu makama Tanrı ehli bile yol bulamaz. 'Bizim makamımıza ne bir şeriat sahibi peygamber erişebilir, ne melek, hatta ne de ruh' dedi, artık düşünün, anlayın..."
"Tanrı lutufları Mustafa'ya vaitlerde bulundu, dedi ki: Sen ölsen bile bu din, bu iman ölmez... Senin kitabını, mucizeni ben yüceltirim. Kur'an'da bir şey eksiltmeye, ona bir şey katmaya yeltenen kişiye ben mani olurum. Ben seni iki cihanda da korurum. Sözünü kınayanları terkeder, onları hor ve hakir bir hale korum... Senin parlaklığını (nurunu) gün geçtikçe artırır, adını altınlara, gümüşlere bastırırım. Senin için minberler, mihraplar kurdururum. Ben seni öyle seviyorum ki, senin kahrın benim demektir..."
"Peygamberlerden kalan mühürleri Ahmed'in dini hürmetine kaldırdılar. Açılmamış kilitler vardı, onlar "inna fetehna" eliyle açıldı. O bu dünyada da şefaatçidir, o dünyada da; bu dünyada insanları dine götürür, o dünyada cennetlere... Ona benzer ne gelmiştir, ne de gelecek; bu yüzden son peygamber olmuştur. Sanatında son derece ileri gitmiş bir üstadı görünce bu sanat sende bitmiştir demez misin? Ey Peygamber! Mühürleri kaldırmakta, kapalı kapıları açmaktasın, hatemsin, bu iş seninle ve sende bitmiştir, can bağışlayanlar aleminde bir Hatem'sin sen."
"Şeyh "ben tanrıyım" dedi, ama ileri gitti. Bütün körlerinb boğazını sıktı. Kulun varlığı, tanrının varlığında yok olunca ne kalır, bir düşün a çıfıt! Gözün varsa aç da bir bak; "lâ" dedikten sonra artık ne kalır?... Fermanında 'sen olmasaydın gökleri yaratmazdım' hadisi yazılı olan zat bir zattır ki, herkes onun nimetlerine, onun rızık taksimine muhtaçtır. O olmasaydı gökyüzü olmazdı, dönmezdi, nurlanmazdı, meleklere yurt kesilmezdi..."


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler