www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Garaudy'nin İslâmı - 1
Rahatsız olduğum günlerde Ankara'da ve İstanbul'da yapılan uluslararası ilmî toplantılarda konuşanlar arasında ünlü düşünür R. Garaudy de vardı. 1940'lı yıllardan itibaren kırk yıl marksist ve komünist olan ve parti içinde önemli mevkilere gelen Garaudy 1981 yılında müslüman olduğunu açıkladı. Sistemler, dinler ve düşünürler ile ilgili tenkitlerini ve bu arada İslâm anlayışını ihtiva eden birçok kitabı, makalesi ve konuşmaları türkçeye çevirildi, düşünce ve ifadeleri etrafında olumlu ve olumsuz tepkiler ortaya kondu. Türkiye'yi son ziyaretinde yaptığı konuşmalarında ve özellikle Yeni Şafak'ın 31 Mart-1 Nisan nüshalarında neşredilen "el-Mecelle" dergisinden alınma röportajında ileri sürdüğü fikirler dikkatleri yine onun üzerine çekti.
Garaudy'ye göre bütün büyük dinler ve yükselen düşünce sistemleri aynı gerçekleri -sembollerle, farklı ifade şekilleriyle, tarihi şartların gerektirdiği üslub içinde- söyler. İslâm da en azından Hz. İbrahim'den beri vahiy alan peygamberlerin tebliğ ettikleri dinlerin genel adıdır. Bu dinler de doğru okunduğunda aynı gerçekleri ve ilkeleri ihtiva ettikleri görülür. Müslümanlar Kur'an'ı doğru okumalı ve yorumlamalıdırlar. Doğru okuma, Kur'an bütününü göz önüne alan, ilkelere yönelen, tarihsellik (Kur'an'ın ayetlerinin ve parça hükümlerinin indiği tarihe ait olduğu, diğer asırlar için bağlayıcı olmadığı) ilkesini esas alan okumadır. Sünnet gelenektir. Hadislerin çoğu Emeviler devrinde siyasî otoriteyi teyit için uydurulmuştur. Bilge müslüman, tek tek ayetleri, geleneği, hadisleri bağlayıcı saymayacak, bunların ötesine geçerek İslâmî ilkeleri keşfedecek, çağının mesele ve ihtiyaçlarına bu ilkelerin ışığında çözümler getirecek, bütün insanlık için yeni bir hayat modeli sunacaktır. Çoğunu Fazlurrahman'dan kopya ettiği anlaşılan bu usul çerçevesinde Garaudy'nin ürettiği, islâmî ilkeler çerçevesinde oluşturduğu ilginç ictihadları(!) var: Kadına mirastan iki misli pay verilmelidir, hırsızlar artık elleri ile çalmıyorlar, kafaları ile, bilgisayarlar yardımı ile çalıyorlar; bu sebeple el kesme cezasının anlamı kalmamıştır, şeriat sosyal adalet demektir, namaz şekil ve hareket (sportif hareket diyor) değil, Allah'ı düşünmektir; bu sebeple kendisi bilinen şekli ile namazı kılmasa da daima namazdadır, oruç gecesi gündüzü birbirine yakın uzunlukta olan yerlerde tutulur, kutuplara doğru gidildikçe bu ibadet ortadan kalkar (eski fıkıh alimleri bu gibi meseleler üzerinde durmamışlardır), içki kesin olarak yasaklanmamış, yalnızca zararlarından söz edilmiştir; şu halde zararsız dozda ve miktarda içki alınabilir, kadının örtünmesi bir gelenek meselesidir, önemli olan kadınların, giyimli veya giyimsiz vücutlarını, erkeklerin dikkatlerini çekmek için kullanmamalarıdır, böyle bir davranışa yönelmemeleridir (İslâm ve insanlığın Geleceği, s. 140-152; 20. Yüzyıl Biyografisi, s. 291-317; Yeni Şafak, anılan nüshalarda neşredilen röportaj.)

Röportajı yapan Garaudy'ye önemli bir soru yöneltiyor:
Herkes kendi görüşü ve yaşadığı ülke şartlarına göre karar verirse dünya fıkıhçılarla dolup dinin elden gideceği bir anarşiye yol açmaz mı?

Garaudy'nin cevabı:
Ama bu üzerinden yüzlerce yıl geçen, zamanımıza uygun olmayan, çağdaş fıkhın ortaya çıkması önünde engel teşkil eden eski fıkıh hükümlerine bağlı kalma tehlikesinden daha azdır.

Garaudy iki şerden birini, kendine göre daha ehven olanı tercih ediyor, marksist felsefeden İslâm'a geldiği, tenkit ettiği çağdaş hayat biçimini kısmen de olsa referans olarak aldığı, temel islâmî ilimlerde yaya kaldığı ve usul konusunda Fazlurrahman ve benzerlerini taklit ettiği için hataya düşüyor, şer ve tehlike ihtiva etmeyen orta yolu bulamıyor, İslâm İslâm diyerek onun hakkından gelecek bir yol açtığının farkına varamıyor.


Garaudy'nin İslâmı - 2
Garaudy'nin İslâm anlayışının hatalı, eksik, doğruya nisbetle eğri bulduğumuz noktalarını ve bunların nereden kaynaklandığını bir önceki yazımızda özetlemiştik. Bu yazıda hatalar, usûl ve örnek çözümler şeklinde iki paragrafta konu biraz daha açılacak ve mukabil düşüncemiz açıklanacaktır.
Usul:
"Çağdaş fıkhın ortaya çıkmasının önünde engel teşkil eden eski fıkıh" cümlesinde bir "çağdaş", bir de "eski" fıkıhtan söz ediliyor. Fıkh'ın (ameli din bilgisi ve çözümlerinin) güzel, meşrû ve işe yarar olması eski veya yeni (çağdaş) olmasına değil, dayandığı düşünce sistemine (zihniyete, akla) ve delillere bağlıdır. Eğer bir fıkıh islâmî zihniyete, sahih islâm düşüncesine ve muteber delillere dayanıyorsa onun getirdiği bilgiler ve çözümler iyidir, doğrudur, meşrûdur, engel oldukları ise -İslâmı yozlaştıracağı, bozacağı, kendisi olmaktan çıkaracağı için- zaten engellenmesi gereken fıkıhtır; bunun adının çağdaş olması sonucu değiştirmez.
Sahih islâmî akıl ve zihniyet, müslümanın Kur'an ve sünnetle bütünleşmesi, bunları temessül etmesi (özümsemesi) sonucunda elde edilir. Bu amaca ulaşmak için yalnızca bilgilenme (öğrenim) yetmez, ayrıca eğitime (İslâmı yaşayarak elde edilecek kemale ve temyiz kabiliyetine) ihtiyaç vardır. Müslüman bu öğrenim ve eğitim sayesinde zihniyet ve kültür kirlenmesinden ne kadar arınırsa sahih islâma o kadar yaklaşmış olur; bu noktadan itibaren de Kur'an'ı ve Sünnet'i doğru okur, doğru anlar.
Eski fıkhı ve usulü (metodolojiyi) olduğu gibi alıp tabulaştırmak da, tamamen silip yeniden işe başlamak da yanlıştır, müslümanın yolunu şaşırmasına sebep olur. İctihad yoluyla tesbit edilecek olan "değişmezler" kalacak, "değişmeye açık olanlar" ise değişecektir. Değişmezleri yalnızca "ilkeler, sosyal ve ahlâkî amaçlar" ile sınırlamak hatalıdır, sübjektiftir, delil ve dayanaktan yoksundur. Amentü formülünden namaz ibadetinin şekline, faiz yasağına, islâmî zina kavramına kadar birçok değişmez "parça hüküm", "nokta talimat" vardır. Kirlenmiş bir zihniyet, dayatılmış bir çağdaş hayat ve çağdaş ilkelere dayalı ve İslâmın hem bağlayıcı naslarına, hem de özüne aykırı olduğu halde "gerçek İslâm veya çağdaş fıkıh" diye takdim edilen ilkeler ve ictihadlar(!) İslâm değil, yeni bir din olur; bu dinin kaynağı da vahiy değil, islâmîleşmemiş akıl olur.
Vahyin ilk muhatap kavmin kültürünü göz önüne aldığı, üslub ve hükümlerinde bu kültüre -bir ölçüde- riayet ettiği inkâr edilemez. Bu gerçeğe "İslâm bazı cahiliyye devri hukuk kaidelerini aynen tasvip edip meşrûlaştırmış, bazılarını değiştirerek almış, bir kısmını da kaldırarak yerine yenilerini getirmiştir" ifadesiyle hukuk tarihi kaynaklarında işaret edilmiştir. Ancak Kur'an-ı Kerim'de ve Sünnet'te tarihilik değil, evrensellik esastır. Tarihi çözümlerde ve ifadelerde bile şartların ve ilişkilerin özelliği ve tarihi yönü değil, hükmün genel yönü, ümmet var oldukça onlara yol gösteren mânâsı maksuttur (örnek bu amaca yöneliktir). "İslâmîlik ölçütü" evrensel açıklamalar yanında bu tarihi örneklerden de yola çıkılarak elde edilecektir. "Kur'an lafzı ve parça çözümleri ile tarihseldir" demek, Kur'an-ı Kerim'i inkâr etmeye denk bir sapıklıktır, onu keyfi okumalara, yorumlamalara ve çağdaş batınîliğe yol açmaktır.
Ümmete sünneti hadisler taşır. Hadislerin sahih olanı ve olmayanı vardır, ümmetin alimleri bu konuyu hakkıyle incelemiş ve sahih hadislerin, tarihi vesikaların taşıdığı sünneti ortaya koymuşlardır. Sünneti ortadan kaldırmak için hadislerin büyük ölçüde uydurulmuş olduğu iddiası müslüman olmayan müsteşriklere aitti, ne yazık ki onu şimdi bazı müslümanlar da benimsemiş oluyorlar. Böyle bir genellemenin (hadislerin uydurma olduğu hükmünün) ilmî delili yoktur, bunun aksini isbat eden ilmî çalışmalar, tezler mevcuttur. (Yazının sınırı usul konusunu burada kesmeyi gerektiriyor.)
Örnek çözümler:
1. "Kadına mirastan iki misli pay vermek" kadını buna muhtaç hale getiren değişimi meşrû bulmaya dayanır, önce bu değişimin sorgulanması gerekir.
2. "Hırsızlar şimdi elleri ile değil, kafaları ile çalıyorlar" gerekçesine dayanarak el kesilmeyeceğini söyleyenin, "kafalarını kesmek gerekir" demesi daha mantıklı olurdu. Hırsıza verilen el kesme cezası, hırsızlığı -kullanılan aracı yok ederek- zorlaştırmak değil, caydırıcı bir ceza ile ortadan kaldırmak içindir. Bu ceza hırsızlık ne ile ve nasıl yapılırsa yapılsın caydırıcıdır.
3. Allah'ın ümmete örnek kıldığı Resul (s.a.) her an Allah'ı düşündüğü, O'nunla olduğu halde bildiğimiz şekilde namaz kılıyordu ve gece gündüz, durmadan kılıyordu. Tefekkürü namaz yerine ikame etmek "başka bir dinin ibadeti" olabilir, ama İslâmın namazı olmaz.
4. Fıkıhçılar asırlarca önce kutuplara doğru gidildikçe namaz ve oruç ibadetlerinin nasıl yapılacağı üzerinde durmuş ve düşünmüşler, İslâmın naslarına ve ruhuna uygun çözümler de sunmuşlardır, ama bunları bilmek için okumak gerekir.
5. Kur'an-ı Kerim yalnızca içkinin (sarhoş eden nesnelerin) zararından söz etmemiş, bunlardan kesin olarak uzak durulmasını, kurtuluşun buna bağlı olduğunu da buyurmuş ve bildirmiştir (Maide: 5/90).
6. İslâmda kadının kıyafeti değil, tesettürü, bağlayıcı kaideler çerçevesine sokulmuştur. Kadının başı dahil vücudunun belli yerleri örtülecektir, bu örtünme emri gelenek meselesi değil, din emridir, dinin getirdiği "geleneği değiştirici" hükümdür. Örtünmeyen kadının maksadı "erkeklerin dikkatini üzerine çekmek" olmayabilir, ancak örtünmeyen kadın, kendini tatmin için kadının açık yerlerine bakan kimsenin bu maksat ve eylemine imkan vermiş olmaktadır.
Hasılı çağdaş İslâm, çağdaş fıkıh, Kur'an'ın tarihselliği, yeni metodoloji, yeni okuma ve yorum diyerek yola çıkanların büyük hizmet ve yüksek tefekkürlerinin mahsulü ilahi Kitabın ve nebevi Sünnet'in müslümanın hayatındaki rehberlik fonksiyonunu ortadan kaldırmak, "faiz yiyen, örtünmeyen, namaz kılmayan, gündüzler uzun ise oruç tutmayan, Allah'ın değişmez sınırlar dediği hükümleri çiğneyen, yerlerine çağdaş hükümler koyan" bir müslüman tipini ortaya koymak olmuştur.
Biz böyle bir İslâmı ve müslüman tipini tanımıyoruz.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler