www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İbadetler ve Köktendincilik
Bir kısım laikler ve genel olarak laikçiler ellerine makası alarak dini, inanç-ibadet ve dünya düzeni ile ilgili hükümler şeklinde ikiye biçtiler; inananların birinci alanda serbest olduklarını, ibadetlerini hiçbir engel ile karşılaşmadan ve kınanmadan yapabileceklerini, ikinci alana yani dünya hayatını düzenleyen dinî hüküm ve talimata gelince devlete uymak zorunda olduklarını ilan ettiler, bunu sağlamak için hukuk, idare, eğitim gibi bütün baskı araçlarını kullandılar. Aradan bir müddet geçtikten sonra "fundamentalizm, temelcilik, köktencilik, köktendincilik" diye bir kavram aktardılar ve dinin bütününü (özellikle dünya hayatını düzenleyen kısmını) hayatında uygulamak isteyen fert ve guruplara "fundamentalist, köktendinci, şeriatçı" demeye ve bu vasfı taşıyan müslümanları kınamaya, kötülemeye, el-âleme kötü göstermeye başladılar, bunları yok etmek veya engellemek için yabancıları işbirliğine çağırdılar.
Son yıllarda laikçiler, şeriatçılara baskı yapmak ve şeriatçı talepleri sindirmek için aldıkları tedbirler ve uyguladıkları yöntemleri yetersiz bularak köktendincilik kavramının çerçevesine "ibadetler, helaller ve haramlar"dan da bazı unsurları dahil etme girişiminde bulundular. Buna göre okullarda, kışlada, kamuya ait bazı mekânlarda namaz kılmak, okullarda, resmi dairelerde vb. yerlerde kadınların başlarını örtmeleri, bazı kurum mensuplarının namaz kılmaları, eşlerinin başlarını örtmeleri şeriatçılık, köktendincilik işareti sayıldı, bu ibadetleri -sırf inançları gereği ve Allah rızası için- yapanları cezalandırdılar, engellediler, kalplerine girmişcesine "bunlar samimi değil, dini istismar ediyorlar, ibadetler kişinin özel mekânında yapılır..." gibi vecizeler döktürdüler. Aslında bu laikçi kesim samimi değildi, içlerindekini dışa vurmaya cesaretleri yoktu, onun için ibadetleri sudan bahanelerle engelliyorlardı. Asıl bilgi ve niyetleri ise şu idi: "Müslümanların toplum içinde, resmi ve gayr-i resmi mekânlarda ibadetlerine, haram ve helal inançlarını yaşamalarına izin verirsek, laiklik, din ve vicdan hürriyeti, insan hakları adına bunlara müsamaha edersek bu davranışlar dinin yayılmasına, sun'i (yapay) sınırları ve sınırlamaları zorlamasına yol açar, bu sebeple bizim laiklik ve insan hakları anlayışımız Batı'dan farklı olmalı, bizim amacımıza uygun sınırlar içinde uygulanmalıdır." Kurban bayramlarında yaşadığımız deri ve et toplama sıkıntısı da bu anlayış ve davranışın bir başka örneğidir. Görünüşte "millet hizmetinde bir kurumun masum yardım toplama" talebi, gerçekte ise islâmî kurumların güçlenmesini ve islâmın yayılmasını engelleme teşebbüsü.
Cumhuriyet devri boyunca bu baskıcı zihniyeti temsil edenler, millete bir parça nefes aldırmak isteyenleri asanlar, yanıldılar,. Bu yanlışa ısrarla devam ediyorlar. Gözlerini hırs, öfke, kin, nefret, bağnazlık kör ettiği için bir adım ileriyi göremiyorlar, sonunda müslümanların ibadet, helal-haram hayatlarına da el atıyor, sınırlamalar getiriyorlar. Ancak müslümanların üzülmelerine gerek yoktur; çünkü bu baskıların ve sınırlamaların islâmî şuurlanmaya, islâmın gelişip yayılmasına etkisi, doğrudan bu amaca yönelik faaliyetlerden daha güçlüdür, daha sonuç aldırıcıdır.
Allah dinini, fâcir ve fâsıkları kullanarak da teyit eder.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Makale
Sonraki Makale
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Makale Sonraki Makale İçindekiler