www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Sapıtmak için ilahiyat tahsili şart mı?

Ülkemizde özellikle son yıllarda "Dinde Reform" ve "Kuran Müslümanlığı" adı altında itikadi ve ameli konularda dejenerasyona ve erozyona sebep olacak bir çok sapık indî görüş, düşünce ve yorum ayyuka çıkmış ve bu konularda bir sürü de saptırıcı (imam) türemiştir. Üstelik bu saptırıcıların İlahiyat Fakültelerinden yetişmiş Profesör olmaları calib-i dikkattir. Bir yandan en iyi ve güzel ibadet yerlerinin evlerinin bir köşesi olarak öğüt verilen kadınlarımızı camilere taşımak için olağanüstü bir efor sarfedilirken diğer yandan;" Bu ülkenin camilerinde namaz kılmak caiz değildir." şeklinde başgösteren hezeyanlara ve sapıklıklara kadar, saptırıcı ne varsa tamamına, Sünnet-i Seniyyeye ve Büyük Müçtehid İmamların fevkalade görüşlerine hiç ama hiç itibar etmeden tevessül edilmekte ve müslümanların kafası devamlı karıştırılmaktadır. Laik Cumhuriyette yetişen bu "Demokratik Molla" bozuntuları yaptıkları bu ifsadı ve sapıklıkları Kuran ve İslam adına yaptıklarını söylemeleri işin çok daha vahim ve garip yönüdür.
Efendim bilindiği gibi, geçenlerde Milletvekili İlahiyatçı Profesör...ortaya çıkmış ve "Kadınlar da Cuma Namazlarına gelsinler. Bu dini sadece erkeklere ait bir din haline getirdik..." demiş...
Bu (zatın) entellektüel biri olduğunu biliyorduk da, bu çeşit düşüncelere sahip olduğunu yeni öğrenmiş olduk.
Malûm olduğu üzere Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim'de Cuma Sûresinin 9. Ayet-i Kerimesinde; "Ey İman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığınız vakit, hemen Allah'ı (c.c.) zikretmeye gidin. Bu bilirseniz sizin için çok hayırlıdır." buyurmaktadır. Bu ayet- kerimede mutlak manada namaz zikredilmiş ancak, bu namazın Cuma Gününün hangi vaktinde ve kimler tarafından kılınacağına dair sarahaten bir açıklama zikrolunmamıştır. Bu sebeple bu tür ayet-i kerimelere "mücmel" ayet-i kerime kategorisine girmekte ve bu emirlerle Allah-u Teala'nın neyi murad ettiğini bilebilmek için, karşımıza Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimizin tefsir ve uygulamasına bakmak zorunluluğu çıkmaktadır. Cabir (r.a.)'dan rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte; "Allah-u Tealaya ve Ahiret Gününe iman eden bir kimseye Cuma Namazı farzdır. Ancak, seferi halde bulunan kimseye, kadına, çocuğa, köleye ve hasta olan kimselere farz değildir." buyurulmaktadır. (İmam Kâsânî, Bedaius- sanâi fi Tertibiş- Şerai. Cilt 1, Sahife: 258-259) Bir başka Hadis-i Şerifte ise ; "Kadınlara Cuma Namazı, Cenaze Namazı ve bir de Cihad hariç, erkeklere farz olanların hepsi farz kılınmıştır." buyurulmuştur. (Abdurrahman Münavi-Feyz-ül Kadir Cilt : 4 Sahife : 320) Diğer muteber kaynaklarda da buna mümasil hükümler mevcut ise de iki adil Hadis-i Peygamberi ile iktifa ederiz. Şimdi, Peygamberimizin ve bila istisna bütün müçtehid imamlarının görüşleri bu olunca bu konuda çatlak ses çıkarmaya ve dinde ayıkırı hüküm ortaya atmaya ne lüzum vardır. Müslümanların özellikle İlahiyat tahsili görmüş olanların böyle bir cüret göstermeye ve emr-i peygamberileri yok saymaya hakkı olabilir mi? Bu durum insanı dönüşü olmayan tehlikelere sürüklemez mi? Bu hususu Profesörlük unvanına layık görülenler bilmez mi?
Evet, inananlardan herkes bunları bilir bilmesine ama, yaptıkları ve görmüş oldukları tahsil ve elde etmiş oldukları cüzi bilgi ile kendilerinin -büyük müctehidlerimizden aşağı kalmayacaklarını ispat için- allame sananlar ya da kabul edenler maalesef varta-yı maneviyeye düşmektedirler. İşin en garip ve tuhaf tarafı da şudur ki, bu adamlara kendi meslektaşları olan ilahıyatçı kesimden pek öyle ahım-şahım bir tepki de gelmemektedir.
Ne diyelim; "Ya Rab! Bizi bize bırakma...Ve hidayetinle müşerref edip, daha sonra saptırdıklarından eyleme...Bize akıl ve iz'an ihsan eyle..."


Cevap:

Mektuptaki imla hataları ve üslup bozuklukları bir yana edep eksikliğine dikkat çekmem gerekiyor. Edebin bir unsuru da haddini bilmektir, sözü ve hükmü ölçülü kullanmaktır; ayrıca müminler, ağızlarından çıkan her sözün kaydedildiğini ve hesabının sorulacağını da unutamazlar.
İlim erbabı bilir ki, hadis kaynağı verilecekse, "Bedâi'" gibi fıkıh kitabından değil, sahih hadis kaynaklarından verilir. Feyzu'l-Kadîr de -mesela meşhur altı kitap gibi- sahih kaynaklardan değildir.
Bazı İlahiyat mezun ve hocalarının saçmaladıkları doğrudur, ama bu davranışlar medrese veya başka okul mezunlarında da bulunur. Toptan karalama yerine şahıs ve fikir üzerinde durmak gerekir.
Anılan prof. , "Cuma namazı kadınlara farzdır" dememiş, kadınlar da Cuma namazına gelsinler demiş. Mektup sahibinin buna karşı zikrettiği hadisler, kadınlara Cuma namazının farz olmadığını ifade ediyor, ama "Kadınlar Cuma namazına gelmesinler" demiyor. Peygamberimizin zamanında kadınların Mescid'e geldiklerini ve bunun için teşvik de edildiklerini biliyoruz. Hemen bütün fıkıh ve ilmihal kitaplarında "kendilerine Cuma namazı farz olmayan yolcu, kadın gibi müminler, eğer bu namazı kılarlarsa sahih olur ve öğle namazının da yerine geçer" ifadesi mevcuttur. Mektup sahibi, böyle yerinde olmayan bir tenkitle değil de gerçekten sapıklık ifade eden başka örneklerle bazı İlahiyatçıları tenkit konusu yapsaydı daha anlamlı olurdu.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Kelime İndeksi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler Kelime İndeksi