www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Ana-baba ve çocukların hakları

İkinci olarak yardımınızı isteyeceğim konu daha önemli. Öğretmenlik yaptığım kursta çoğunlukla yetişkinlere ders veriyordum. Öğrencilerimden bir bey (ismi A...) kursu bittikten sonra bana ulaşıp kız yeğenine evde özel ders verip veremeyeceğimi sordu. Aileme, kabul edince derslere başladık. Bir müddet sonra derslere onu beklemek için birlikte gelen ablası vasıtasıyla beni annemden istediler. (26 yaşındayım ve ömrümde ilk kez biri benimle evlenmek istiyor, benden 2 yaş büyük bekar ablam da var). Annem de hiçbir araştırma yapma ihtiyacı duymadan sadece öğrenciyi getirirken arabalarının olmamasını kıstas alarak ve Sivaslı olmalarından dolay reddetti. Bu arada ben -hata mı yaptım biliyorum ama- A. . ile görüştüm ve zaten önceden de tanıdığım kadarıyla çok iyi biri olduğunu düşündüğüm bu kişiye ısındım. Ehli sünnet, aynı doğruları paylaştığım bir insan. Akrabalarımızdan ...bir büyüğüme bunu söyledim A ile o da tanıştı. Ve aileme benim istediğimi o ifade etti. Babam biraz kırıcı bir ifadeyle de olsa kabul etti, annesini ikna etsin evlensin diyor. Ben hiç kimsenin kırılmasını istemiyorum. Kime karşı nasıl bir tavır takınmamın doğru olacağını bilemiyorum. Bana özellikle bu konuda bir tavsiyede bulunabilirseniz gerçekten çok mutlu olacağım. Bu arada biraz acı ve belki size inanılmaz gelecek ama benim kız arkadaşım dahi doğru dürüst olmadı. Üzülerek belirtiyorum ki bunun sebebi de annem. Ben ilk-orta-lise öğrenimimi ...Kolejinde tamamladım. Okul arkadaşlarımın hemen hemen hepsi aşırı sosyetik çevredendi. Benim ailem ise klasik Türk tipi ailelerden, ne dindar ne dinsiz, ahlak bilincinin ön planda olduğu tarzda, ama maalesef küçükten beri bizi Allah rızası için ahlaklı olmamız ile ilgili bilinçlendirmediler, sadece çevre, insanlar, ahlaklı kızları var desinler tarzında. Dolayısıyla biraz baskıcı tarzda hiçbir arkadaşımın evine gidemediğim gibi hiçbir arkadaşım da bize gelemedi. Belki arkadaşsızlığın bana tek bir yararı oldu o da kitaplarla tanışmam ve dostluk kurmam. Bu vesileyle de İslam'ı doğru kaynaklardan okuyarak elhamdülillah bilinçlendim. Lise son sınıfta namaz kılmaya başladım ve üniversiteye girdiğim ilk gün de başımı örtme kararı aldım ve çok şükür eksiklerim fazla olmasına rağmen en azından yola girmiş bulunmakta olduğumu biliyorum. İlginçtir ki baş örtme kararıma da karşı çıktı annem. Ablam da benden önce liseye giderken başını örtmeye başlamıştı, tamamen içinden gelen bir hisle; eline bir gün kitap alıp okuduğunu görmezdim. Ona bu kadar karıştığını görmemiştim ama nedense bana farklı bir tavır takındı. Sonra özel radyoların çoğalmasıyla birkaç dindar arkadaşlar edinmiştim ki onlar da yüzlerine annem tarafından telefonların kapatılmasından dolayı ve ben konuşurken paralelden müdahale edip kırıcı şeyler söylemesinden dolayı kısa süre içinde benden uzaklaştılar ve zaten şu anda hepsi evlendi, farklı bir şehirde yaşıyorlar. Üniversiteden iki samimi diyebileceğim arkadaşım oldu. Biri çok varlıklı bir aileden ...başkanlarından birinin kızı, ilk günden benimle arkadaş oldu ve bunun sebebinin, başı açık olmasına rağmen namaz kılıyor olmasından kaynaklandığını bir müddet sonra öğrendim. Çok sevindim tabi. Dört yl boyunca okulda hep beraberdik ancak bir gün bile ne o bize geldi ne ben onlara gittim. Anneme sevdirebildiğim tek arkadaşım olmasına rağmen nasip olmadı demek ki. Okul bittikten sonra evlendi ve bir kere evine tebrike gittim. Şimdi ancak ara sıra telefonlaşabiliyoruz. Diğer arkadaşımla da son sınıftayken tanıştım. Okulumuza yatay geçiş yapmış, başka sınıftan kapalı bir arkadaşım. Ancak o da Adapazarı'nda oturduğu için okul bitince oraya gitti. Ara sıra İstanbul'a geliyor ...ve nadir de olsa görüşebiliyoruz. Bütün bunların kaynağında biraz annem olmasına rağmen onu gerçekten seviyorum ancak ömrüm boyunca onu razı etmek için fedakarlıklarda bulunduğumun hiç farkında değil. Şimdi bu evlilik konusunda da kendim istememe ve bunun Allah'ın rızasna uygun olduğunu düşünmeme rağmen o istemiyor diye fedakarlık mı etmeliyim? Yoksa artık buraya kadarmış deyip çıkıp gitmeli miyim? Ya da bunların ortasında bir yol var da ben mi göremiyorum?
Objektif olarak benim göremediklerimi göreceğinizi düşünerek size yazdım ama tabi tek taraflı dinlemiş oldunuz. Biraz detaylıca kendimden bahsederek vaktinizi aldığım için hakkınızı helal edin. Cevaplarsanız çok müteşekkir olacağım. Ama yoğunluğunuzdan dolay cevaplayamazsanız da anlayışla karşılarım. Zaten yazarak biraz olsun rahatladım. Ben sizi Allah için çok sevip sayıyorum. Allah hizmetlerinizde size güç kuvvet versin. Selam, saygı ve dualarımla...Allah'a emanet olun."


Cevap:

Bu mektupta da görüldüğü gibi bana sık sık şu soru/şikayet intikal ediyor: 1. Anne veya babanın çocuklarından, eşlerini boşamalarını istemeleri, 2. Anne veya babanın çocuklarının, istedikleri biriyle evlenmelerine razı olmamaları, 3. Anne veya babanın çocuklarını, istemedikleri biriyle evlenmeye zorlamaları.
Anne ve babalar çocuklarına söz geçirebilmek için dini kullanıyor, Kur'an'da ve hadislerde, anne ve babaya itaat ile ilgili canlı ve ısrarlı açıklamalar bulunduğu için bunlara dayanıyor ve mutlak itaat istiyorlar, itaat edilmediği takdirde "evlatlıktan reddetme", "sütünü, hakkını helal etmeme", "beddua etme" ile tehdit ediyorlar. Aynı istismarı bazı kocalar da karılarına karşı yapıyor, onların durum ve arzularına aldırmadan kendilerine mutlak itaati sağlamak için âyetler ve hadislere dayanıyorlar.
İslam'da Allah ve Resulü dışında bir varlığa itaat asla mutlak (kayıtsız, şartsız) değildir, şartlar gerçekleşmedikçe itaat etmek gerekmez, hatta bazan itaat etmemek gerekir. Bunun en uç örneği şu âyette görülmektedir: "İnsandan, anne ve babasına iyi davranmasını ısrarla istedik. Eğer onlar sana, hakkında bilgi sahibi olmadığın (Tanrı olup olmadığı konusunda bir bilgiye sahip bulunmadığın) bir şeyi bana ortak koşman için uğraşırlarsa sakın onlara itaat etme..." (Ankebût, 29/8).
Sevgili Peygamberimiz (s.a.) bir kadını, onun istemediği birisiyle evlendirmek istemişti, kadın "Bu teklifin vahiy ile mi (dini mi) yoksa bir beşer olarak Hz. Peygamber'in isteği ile mi" olduğunu sordu, Peygamberimiz vahiy (dini bir talep) olmadığını, bir beşer olarak böyle uygun gördüğünü ifade etti, kadın "Öyleyse ben onu istemiyorum, evlenmeyeceğim" dedi, Peygamberimiz de buna anlayış gösterdi.
Buhari'de yer alan bir hadise göre Hizam kızı Hansâ dul kalmış babası onu istemediği birisiyle evlendirmişti, Hansâ Resululla'a başvurdu, o da nikahı iptal etti. (Buhari, Nikah, 41).
Bu iki olayda kadınlar, istemedikleri halde bir erkekle evlenmeye zorlanıyor veya (birincisinde) zorlanmadan teklif alıyorlar; teklifi yapan Hz. Peygamber olduğu halde kadın istemiyor ve bu günah olmuyor, diğerinde evlendiren baba olduğu halde Hz. Peygamber evlenme akdini iptal ediyor.
Bizim toplumda (Anadolu'da) muhafazakâr kesim, oğul veya kızlarını evlendirirken evlenenler kendileri (anne, baba, kardeşler) imiş gibi davranıyor, kendi arzularını ön planda tutuyorlar. Halbuki evlenen çocuklardır ve onların -meşru olduğu sürece- arzuları tercih edilmeli, mutlu olmaları amaçlanmalıdır.
Mektuptaki açıklamaya göre bir anne, dindar, iyi ahlak sahibi bir namzedi, sırf Sivaslı olduğu ve zengin olmadığı için reddediyor, kızının isteğine karşı direniyor. Aynı anne kızının başını örtmesine de karşı çıkıyor. Bu iki davranış da hem İslam ahlakına hem de ahkâmına (bağlayıcı kurallarına) aykırı olduğu için burada anneye itaat değil, itaatsizlik gerekli olur.
Aynı anne kızının, uygun arkadaşlar edinmesine de karşı çıkıyor, arkadaşlarına hakaret ediyor, görüşmelerini engelliyor. Bütün bunlar da sağlıklı bir eğitimin temel kurallarına aykırı, cahilce, bencilce, komplekse dayalı davranışlar olup, itaati gerekli kılmazlar.
Elbette evlilik sosyal bir olaydır, iki tarafın ailesinden başlayarak toplumu ilgilendirir, ama bunun böyle olması tek taraflı (anne-babanın veya toplumun) dayatmalarını meşru kılmaz, tarafların uzlaşması gerekir ve ortada hukuk, ahlak, sağlık vb. bakımından ciddi bir engel bulunmadıkça evlenecek olanların istekleri ön planda tutulmalıdır. Aksine bir dayatma varsa o zaman çocuklardan itaat beklenemez ve bu itaatin sağlanması için din kullanılamaz.
Ana-baba çocuğunu reddedemez; yani evlatlıktan reddetmenin hukuki bir sonucu ve değeri yoktur, eğer bu davranış haksız ise ahlaki ve sosyal değeri de olmaz.
Beddua haksız olduğunda tutmaz, hatta muhataba değil, bunu yapana zarar verir.
Süt küçük çocuğun hakkıdır, emziren dini ve hukuki vazifesini yapmıştır, süt de helal olmuştur; onu kimsenin haram kılma hakkı yoktur.
Bir kadını boşamak Allah'ın en sevmediği davranıştır; ortada ciddi, hukuk ve ahlak bakımından boşamayı gerektiren bir sebep yok iken anne veya baba istedi diye kadın boşanmaz.
Evlilik de insanlık yönünden eşit iki taraf vardır ve bu iki tarafa verilmiş haklar ve ödevler mevcuttur. Evet "kendisine kocası tarafından cinsel temas teklif edilen bir kadın bunu reddederse günah işlemiş olur, melekler ondan nefret ederler" mealinde bir hadis vardır, ama bu da mutlak değildir, "kadının meşru veya mümkün olmayan arzularını kocaya kabul ettirmek için cinselliğini olumsuz yönde kullanmasıyla" ilgilidir, bu duruma mahsustur. Yoksa eş deyince ortada şişirilmiş bir plastik kadın değil, insanlıkta eşit bir varlık söz konusudur ve ondan, kocanın her istediğinde, hazır olması, mazeretli olmaması beklenemez. Allah zarar vermeyi, eziyet etmeyi yasaklıyor; kadın için zarar ve eziyet olan bir teklife itaat gerekli olamaz. Diğer meşru olmayan istekleri de böyledir.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Kelime İndeksi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler Kelime İndeksi