www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Âdetli Kadının Tavâfı

Hacca veya umreye giden, tavaf edeceği zamanda âdetli (hayızlı, kanamalı) olan kadınlarımız, orada temizlik günlerine kadar bekleme imkanları varsa beklerler, temizlenince gusleder sonra da tavaflarını yaparlar. Ancak temizlik günlerine kadar bekleme imkanı olmayan kadınlarımız ne yapacaklar? İşte bu devamlı başa gelen ve sorulan bir soru olduğu, ellerde dolaşan fıkıh ve ilmihal kitaplarında da çözümü bulunmadığı (veya zor çözümler ileri sürüldüğü) için, İbn Kayyim el-Cevziyye'nin (v. 751/1350; Hanbelî mezhebinde yetişmiş, müctehid derecesinde bir fıkıh âlimidir) bu konudaki yazısını (İ'lâmu'l-muvakk'în, Kahire, 1955, C. , s. 25-41) özetleyerek aktarmayı faydalı buldum.
İbn Kayyim hayızlı kadının tavâfı meselesini, "dinin hükümlerinin değişmesi" konusunu açıklarken misal olarak ele alıyor. Ana konunun başlığı ve girişi levhalık bir ifadedir. Başlık şöyle:
Âdetlerin, niyetlerin, durumların, mekanların ve zamanların değişmesi sebebiyle dinin hükümlerinin (kural ve uygulamalarının) da değişmesi.

Giriş:
Bu bölüm çok önemli bir konuyu ihtiva etmektedir; bunun bilinmemesi şeriatın büyük ölçüde yanlış anlaşılması, bu yüzden, insanlara faydalar getiren yüce şeriatta bulunması mümkün olmayan birçok zorluk, güçlük ve uygulanamaz hükümler getirmesi (getirdiğinin sanılması) sonucunu doğurmuştur. Şeriat böyle hükümler getirmez; çünkü onun dayandığı temel, insanların dünya ve ahiret hayatında geçerli olan hikmetler ve maslahatlardır (faydalı olanın elde edilmesi, zararlı olandan uzak durulmasıdır). Şeriat bütünüyle adâlettir, rahmettir, faydadır, hikmettir. Her bir hüküm ki adâletten zulme, rahmetten zıddına, faydadan zarara, hikmet ve yerindelikten saçmalığa ve anlamsızlığa geçmiştir -çeşitli yorumlarla şeriata sokulmuş olsa bile- ondan değildir, şeriat dışıdır. Şu halde şeriat kullar arasında Allah'ın adâletidir, yarattıkları için rahmetidir, arzında O'nun gölgesidir, O'na ve elçilerinin doğru söylediklerine delalet eden en doğru ve en eksiksiz hikmetidir. Şeriat, görenlere O'nun ışığıdır, doğru yolu izleyenlere O'nun kılavuzudur, her hastanın ilacı olan tam şifasıdır. O, devamlı izleyenlerin tam ortasında oldukları "Allah'ın doğru yolu"dur. O gözlerin nurudur, gönüllerin hayatıdır, ruhların lezzetidir. Hatadan, günahtan korunma, hayat, gıda, ilaç, şifa, nur ona bağlıdır. Varlık âlemindeki her iyilik (hayır) ondan gelmiştir, her kötülük (eksiklik) de onun zayi edilmesinden hasıl olmuştur. Eğer ondan bazı kırıntılar (izler, parçalar) kalmış olmasaydı dünya harap olur, evrenin defteri dürülürdü. O (şeriat) insanların korunmasını, evrenin ayakta durmasını sağlamaktadır. Allah göklerin ve yerin kayıp gitmesini onunla engellemektedir. Allah dünyayı harap etmek ve evreni de bitirmek istediğinde onun izlerini huzuruna kaldıracaktır (bizden alacak, biz onu kaybedeceğiz). Şu halde Allah'ın, Elçisi ile gönderdiği şeriat (gerçek din kuralları) dünyanın direğidir, dünya ve âhiret saadetinin eksenidir.
Bu girişten sonra İbn Kayyim, âdet gören kadının tavâfı konusunda -özetle- şunları söylemektedir:
Peygamberimiz (s.a.), Hz. Âişe'ye hitaben, "Kâbe'yi tavaf etmeksizin hac ibadeti yapanın bütün yaptıklarını yap" buyurarak âdetli kadının, temizleninceye kadar Kâbe'yi tavaf etmesini yasaklamıştır. Bu yasağı bazı kimseler, orada kalma ve bu yasağa uyma imkânına bakmaksızın genel zannetmişler, nassın (yasaklayan hadisin) lafızdan anlaşılan (dış) anlamını esas almışlar, hayzın tavâfa engel olmasını, namaza engel olması gibi görmüşler, böyle değerlendirmişlerdir. Bunlara karşı iki grup müctehid vardır:
Hanefîler ve Hanbelîlere göre tavaf için temiz (olmak) namazın şartı gibi bir şart değildir; kurban kesilerek telafi edilebilecek bir ödevdir (vâcib). Bunlara göre hayızlı kadın böylece tavaf yapar ve bir büyükbaş hayvan kurban ederek eksiği giderir.
İkinci gruba göre tavaf için temizlik şartı, namaz için örtünme vb. şartlara benzer; imkan bulunduğunda bu şartlara uyulur, imkan bulunmadığında şartlar terk edilir ve namaz yine kılınır. Bu müctehidlere göre Peygamberimiz ve ona yakın zamanlarda hac yöneticileri, hayızlı kadınları beklerler, onlar da temizlenip tavaf yaptıktan sonra kafile Mekke'den ayrılırdı. Sonra durum değişti, kafileler hayızlı kadınları beklemez oldular. Bu durumda teorik olarak sekiz çözüm düşünülebilir:

1. Kadın grubunu terk eder, Mekke'de kalır, temizlenince tavafını yapar ve tek başına veya yabancılarla memleketine döner. Bunun ne kadar sakıncalı olduğu açıktır.

2. Temizlik şartı bulunmadığı için tavaf da düşer; hac tavafsız tamam olur. Bunu söyleyen bir fıkıhçı yoktur, böyle bir çözüm doğru da değildir; çünkü tavaf haccın temel farzlarından biridir.

3. Hayız günlerini biliyorsa ve bunun vakfeden döndükten sonra tavaf günlerine rastlayacağını hesap ediyorsa haccın tavafını öne alır; yani Arafat'a çıkmadan, farz olan tavafını yapar. Bu da mesela vakfe gibi bir rüknün (temel parçanın) yerini değiştirmek demektir ve doğru değildir.

4. Hayız günleri devamlı olarak tavaf günleri ile çakışıyorsa, hayızdan kesilinceye kadar kadına hac farz olmaz. Bu da birçok kadından hac farzını kaldırmak demektir ve isabetli değildir.

5. Haccın diğer kısımlarını yapar -orada bekleyip temizlenince yapma imkanı yoksa- tavafını yapmadan memleketine döner, tavaf yapmadıkça kocası ile cinsel temas yapması yasak olduğu için bunu da yapamaz, sonra imkan bulduğunda tekrar Mekke'ye gider ve temiz olduğunda tavafını yapar. Şeriat böylesine fıtrata aykırı ve zor bir teklif (yükümlülük) getirmemiştir, getirmez.

6. Yolda kalmışlar gibi ihramdan çıkar, memleketine döner, sonra imkan bulunca yeniden haccını yapar. Yolda kalmış, engellenmiş olanlar Mekke'ye ulaşamamışlardır; âdetli kadın ise Mekke'dedir; bu ikisi birbirine kıyas edilemez.

7. Acizler için olduğu gibi bir başkası onun yerine haccını yapar. (Bu çözüm de geçerli değildir, zira) hastalık, sakatlık gibi sebeplerle yerine başkasını gönderme ruhsatı burada kullanılamaz; çünkü hayızlı kadının durumu farklıdır.

8. Diğer ibadetlerde nasıl, yerine getirilmesi imkansız veya zor olan şartlar ve kısımlar düşüyor, muaf hale geliyor, geri kalan (mümkün olan) yapılıyorsa, hacda da -bu durumda- temizlenme şartı kalkar ve kadın hayızlı olarak tavafını yapar, kasten bir eksiklik veya aykırı davranış bulunmadığı için kurban kesmesi de gerekmez. Dinin genel kuralları bizi bu sonuca ulaştırmaktadır.
"Bu çözüme göre hem hayızlının mescide girmesine hem de temizlenmeden tavaf yapmasına imkan veriliyor; halbuki bunlar Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır" şeklindeki itirazın cevabı şudur: Hayızlı kadın, güvenlik vb. zorunlu durumlarda veya orada kalmadan girip öteye geçme niyetiyle mescide girebilir. Burada da tavaf zarureti için mescide girer. Tavaf için temizlenmenin şart olması konusunda -başta açıklandığı gibi- ihtilaf vardır. "Hayızlı olarak tavaf eder ve bir kurban keser" diyenlere göre temizlenme, tavafın sıhhat şart olmuyor. Burada temizlik kasten terk edilmiyor, bir mazeretten dolayı terk ediliyor. Bekleme imkanı olmadığı için de Peygamberimizin (s.a.) yasağına aykırı hareket edilmiş olmuyor. Bu çözümde şeriatın dışına çıkılmıyor; şeriatın -normal şartlara ait olan- bir kuralı, diğer kuralları ile birlikte değerlendirilerek sınırlandırılıyor, mesele bundan ibarettir.



1. Tavafla ilgili sorularınızın (delil, ne değişti gibi) cevapları -Âdetli Kadının Tavâfı başlıklı ve bu kitapta da bulunan- yazıda var. Daha dikkatli okuyun.

Âdetli kadın tavaf namazını da kılmaz. Terki mazerete dayandığı için ceza da gerekmez. Eğer bu namaz haccın rüknü olsaydı onu da hayızlı olarak kılacaktı, ama namaz rükün değildir; vacib olduğu da ihtilaflıdır.

2. Diğer sorularınızın çoğunun cevabı İslam'ın Işığında..., Helaller Haramlar, Hayatımızdaki İslam, İslam Hukuku gibi kitaplarımda var.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Kelime İndeksi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler Kelime İndeksi