www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Faiz, Ödül ve Muamele Ahlâkı
Selâmün Aleyküm, Hocam,
Rabbim size sıhhat, afiyet ve uzun ömür versin. İsmim:..., son sınıf 1. dönemde sizden ders almıştım. Bu sene yüksek lisansa başlıyorum inşallah. Malûm başörtüsü meselesinden dolayı siz emekli olmuştunuz. Lâkin problem bu sene yine devam ediyor. Benim eşim bu sene son sınıfı okuyacaktı. Başını açmaya ve peruk kullanmaya sıcak bakmadığımız için devam edebilecek gibi görünmüyor. Hattâ bu sene peruk bile kabûl etmeyeceklermiş. Öğrenci harçlarını % 100 arttırdılar. 2. öğretim yıllık 400 milyonu buldu. Okulda bir söylenti var. Kayıtların bitmesine yakın akşam 5' ten sonra kayıt için alacaklar diye. Ancak ben bunun tamamen para koparmak için düzenlenmiş bir tuzak olduğunu düşünüyorum. Bile bile bu parayı vermek de zoruma gidiyor. Bir dostumuz parasını faize yatırmış. Sonra da manevî duyguları gâlip geldiğinden, bu parayı ne yapacağını kara kara düşünmeye başlamış. Bu parayı bu iş için kullanmamızı teklif etti. Lâkin biz, diğer arkadaşların vereceği helâl paraları da düşünerek içimize sindiremedik. Siz ne tavsiye edersiniz?
Hocam, benim bir eniştem var. Siz medya ile ilgileniyorsunuz, Show TV de bir yarışma programı var. "Kim 500 milyar ister" diye. Yarışmaya katılmak için herhangi bir ödeme yapılmıyor. Gazeteden şifreler alınıp tlf. u düşüren kazanıyor. Eniştem eğer paralı askerlik çıkarsa bu yarışmadan aldığı parayı bana vermeyi düşünüyor. Bu para enişteme helâl olur mu? Paralı askerlik için verilmesi uygun olur mu? Benim askerliği paralı yapacak maddî gücüm yok. Sizin tavsiyeleriniz nelerdir Hocam?

Cevap:
Zarûret hali dışında faizi almak da vermek de haram olduğu için bir müslüman, mecbûr olmadıkça faiz getiren bir işleme, faiz alıp vermek için çalışan (işi bu olan) bir kuruma para yatırmamalıdır. Eğer mecbûr kalır da yatırırsa bu durumda da, tahakkuk eden faizi mutlaka almalı, bankaya bırakmamalı, fakat kendisi için harcamamalı, özellikle yoksul, dar gelirli kimselere vermelidir. Faiz "bu dar gelirli, kapital sahibi olmayan kimselerin cebinden çıkan, harcamalarında ek olarak ödedikleri bir fazlalık" olduğu için, haksız olarak onlardan alınan, bir mümin tarafından kurtarılıp sahiplerine geri verilmiş olmaktadır; yani zengine haram, onun verdiği yoksula helâldir. Buna göre siz geçim darlığı çekiyorsanız (temel ihtiyaçlarınızı sağlayacak gelir ve servetiniz yoksa) dostunuz faizden aldığı parayı size verebilir, siz de onu istediğiniz şekilde harcayabilirsiniz; yani harç olarak da verebilirsiniz.
Bahsettiğiniz bilgi yarışması İslâm'da haram ve yasak değildir. Yarışmayı kazananlara, onu tertip edenlerin ödül vermeleri de câizdir. Enişteniz soruları bilir de ödül kazanırsa bu ödülü kendisi için de sizin için de harcayabilir. Size verdiği takdirde bu hîbe (bağış) olur. Hibe edilen parayı alınca o sizin mülkiyetinize geçmiş bulunur ve dilediğiniz yere harcarsınız. Bu yelerden biri de, yeniden uygulanırsa bedelli askerlik olabilir. Oradan kazanacağınız vakti yararlı bir şekilde sarfederseniz nimetin şükrünü edâ etmiş olursunuz.
Alım satım akdi, muamele ahlâkı:
Bir hocam anlatmıştı: Pazara çıkmış, bir sergiciden bir kilo kabak tarttırıp almış, bozuk parası olmadığından "Kabak burada dursun, ben diğer sergilerde parayı bozdurayım, sonra gelir alırım" demiş. Bir süre sonra geldiğinde satıcıya kabağını sorunca "Sattım" cevabını almış. Bundan sonra aralarında şu konuşma geçmiş:
- Sen benim kabağımı nasıl satarsın!
- Adama bak, kabak neden senin oluyormuş, benimdi ve sattım, istediğime satarım.
-Oğlum, biz seninle akit (satım sözleşmesi) yaptık, bu sözleşme dînimize göre geçerli ve bağlayıcıdır, artık kabak benim malım oldu, sen de onun bedeli için alacaklı oldun. Şimdi bedelini getirdim, benim malım olan kabağı başkasına satamazsın, onu bana vermezsen hakkımı yemiş, hukuku çiğnemiş olursun, bu işin büyüğü küçüğü olmaz...
- Uzatma, kabağı sattım, işine bak!
- Âhirette senden hakkımı isterim.
- Ha ha! Âhiret olsun da iste!
Hocam üzülerek şöyle demişti: Ben tebliğ etmek, öğretmek, uyarmak için konuştum, ama adama zararım oldu, dîni öğreteyim derken imanını zedelemesine sebep oldum.
Dînimiz ibâdetleri farz kıldığı gibi, dünya hayatımızda haram ve helâllere dikkât etmememizi de farz kılmıştır. Kul hakkını Allah'ın re'sen bağışlamayacağı, âhirette hakkı yiyenden, hakkı yenilenin hakkını alacağı bilinmektedir. Aile hayatında, sosyal ilişkilerde, hukuk ve ekonomi alanında... yaptığımız işlemlerle ilgili dînin hükümleri, sınırları, buyrukları vardır. Bunlara riâyet etmezsek yalnızca namaz oruç gibi ibâdetlerle, takke ve tesbih gibi aksesuarlarla kâmil müslüman olamaz, Allah rızâsını ve âhiret saâdetini kazanamayız.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler