www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Namazların Cem'i, Telfîk, Enflasyon ve Nemâ
Sorular:
1. Hadîste Hz. Peygamber (s.a.v.): "Kur'ân'da bir delîl bulunursa onunla amel edin, yoksa sünnete müracâat ediniz. Sünnette de yoksa ashâbımın söyledikleriyle amel ediniz" buyuruyor.
Bu hadîse dayanarak namazların cem'i meselesinde "İbn Abbas (r.a) der ki: Hz. Peygamber (s.a.v.) korkulacak bir durum olmadığı ve seferde de bulunmadığı halde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldırmıştır." (Müslim, Müsâfirîn, 57)
Bu rivâyete dayanarak veya Telfîk yapılarak diğer mezheplerin görüşleriyle hastalık, yolculuk, mesai saatlerinde vb. namazlar birleştirilerek kılınabilir mi?
2. İbâdetlerimizi yaparken telfikten yararlanabilir miyiz?
3. Enflasyon oranında faiz câiz midir?
4. Nemâların kullanılması câiz midir?

Cevaplar:
1-2. Önce hadîsin başka bir rivâyet şeklini de verelim:
İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir: "Nebiyyi Ekrem (s.a.v.) öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı (birlikte) yedi (rek'at) ve sekiz (rek'at) olarak kıldırırdı." (Tecrid-i Sarih Tercemesi, 11/487, Ank. 1972)
Bu hadîse dayanarak öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir arada kılmaya "iki namazı birleştirmek: cemi' beyne's salâteyn" denmektedir. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Vedâ haccında Arafat'ta öğle ile ikindiyi, Müzdelife'de akşam ile yatsıyı birleştirerek kıldırdığında ittifak vardır. Yılın başka zamanlarında ve başka bölgelerde cemi' yapılması konusunda müctehidler ihtilâf etmişlerdir.
Hanefî imamları ile İmam Evzai'ye göre cemi' sadece Hacc mevsiminde Arafat ve Müzdelife'de yapılır.
İbn Ömer, Urve b. Zübeyr (r.a) Said b. El-Müseyyeb, Ömer b. Abdülaziz, Ebu Bekr b. Abdurrahman, Zührî, Ebu Seleme, Medine fakihlerinin hepsi, İmam Malik, İmam Şafiî, İmam Ahmed b. Hanbel gibi zevât, korku, sefer, şiddetli yağmur gibi şer'î özürler bulunduğu takdirde her zaman ve her yerde cemi' yapmak câizdir, demişlerdir.
Cem'i câiz görmeyenler, öğle namazını son vaktine kadar geciktirip ikindiyi de ilk vaktinde; akşamı son vaktine kadar geciktirip yatsıyı da ilk vaktinde kılan Rasûlullah'ın (s.a.v.) bu amelinin iki namazı birleştirmiş gibi göründüğünü, aslında cem'in bulunmadığını ifade etmektedirler.
Buna mukâbil cem'in var olduğunu savunanlar, ayrıca bu cem'in sadece Hacc mevsimine ve Arat ile Müzdelife'ye mahsus olmadığını, bunun meşakkat halinde her zaman ve her yerde câiz olduğunu söylemekte, bu konuda Rasûlullah'ın (s.a.v.) müteaddit hadîslerini delîl olarak zikretmektedirler. (Geniş bilgi için bkz. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 11/487-489, Ank. 1972)
İlimî ve dinî dayanak olarak rivâyetlerden (hadîslerden) yararlanmakla telfik yapmayı birbirinden ayırmak gerekir. Rivâyetlerden (hadîslerden) yararlanmak demek; "onlardan hüküm çıkarmak, din hayatımızı onlara göre yaşayabilmek için onlardan çıkacak uygulama kuralını ortaya koymak" demektir; buna da Fıkıh Usûlünde "ictihad" denir. Bir müminin bilgisi hadîsi anlayacak, değerlendirecek ve ondan hüküm çıkaracak seviyede ise elbette bunu yapacak, hem kendisi hadîsle amel edecek, hem de başkalarına yol gösterecektir.
Bilgi seviyesi ictihad için yeterli olmayan müminler bilenlere sorar, onların yazdıklarını okurlar. Kendisine farklı iki ictihad nakledilen (meselâ namazları birleştirme konusunda iki farklı ictihad var, birisine göre câiz, diğerine göre değil denilen) mümin, bu bilgiyi alınca, daha önce uyguladığı ictihadı (mezhebi) bırakır da yeni öğrendiği mezhebi uygularsa intikâl ve telfik gerçekleşir. İntikâl: Bir mezhebi toptan veya belli birkaç meselede terkederek diğerine geçmektir. Telfîk ise bir uygulamada, birbirine zıt mezhep hükümlerini bir araya getirmek ve böylece uygulamaktır. Hanefî mezhebinde olan bir mümin, şartları oluştuğunda namazları birleştirerek kılarsa intikâl ve telfik yapmış olur; yani bir namazda vakit bakımından diğer imamlara, meselâ okunacak sûre ve miktar bakımından Hanefîlere uymuş bulunur.
Fıkıh âlimlerinin kahir ekseriyetine göre intikâl ve çoğuna göre telfik câizdir. Şu halde yukarıda geçen hadîse dayanarak ictihad yoluyla veya ilmihal bilgisine dayanarak; taklit ve telfik yoluyla namazları birleştirerek kılmak câizdir.
Yolculuk halinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı; ya öncekinin ya sonrakinin vaktinde (hangisi yocu için daha uygun ve kolay ise o vakitte) kılınır. Meselâ yola çıkmadan öğle namazının vakti girmiş ise önce öğle, hemen ardından ikindinin farzları kılınır ve yola çıkılır. Öğle namazının vakti girmemiş olursa kılmadan yolculuk başlar, öğle namazının vakti yolda geçer, ikindinin vakti girerse, akşam olmadan, bulunan fırsatta önce öğlenin farzı, ardından da ikindinin farzı kılınır... Bu kılış kazâ değildir, edadır, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetine dayanmaktadır, binekte (meselâ otobüste), vakti kaçırmayacağım diye birçok rüknü (kıbleye dönmeyi, rükû ve sücudu...) terkederek farz kılmak ise sünnette yoktur.
Hadîslerden müctehidlerin çıkardığı hükme göre korku, tehlike, şiddetli yağmur ve kar, yürümeyi zorlaştıran çamur, hastalık, hastaya bakma gibi sebepler ve mazeretler bulunduğunda, yolcu olmayanların da namazları, yukarıda açıklandığı şekilde birleştirerek kılmaları câizdir. Ancak namaz vakitli bir ibâdet olduğu için birleştirmenin, mazeretli olması gerekir. Bugün ameliyata giren doktor, bulunduğu yer ve durumda namaz kılması -yukarıda sıralanan sakıncalar ölçüsünde sakınca doğuran- müminler, fırsat bulduklarında namazlarını birleştirerek kılarlar. Din, müminlerin zorluk çekmelerini, ibâdet yüzünden zarar görmelerini değil, gönül huzuru ile Allah'a ibâdet etmelerini istemektedir; dinde güçlük yoktur.
3. Enflasyon oranında faiz değil, enflasyon farkını almak câizdir. Bir para faiz ise haramdır, alınamaz. Enflasyon farkı faiz olmadığı için alınır, verilir. Birisine borcunuz var diyelim, vâdesi geldiği halde ödememişsiniz, aradan meselâ altı ay geçmiş, bu esnada %30 enflasyon olmuş, ödeme gerçekleşirken işte bu yüzde otuz farkın da ödenmesi gerekir; aksi halde bocunuzun bu kadarını ödememiş olursunuz. Ödenen %30 faiz değildir, çünkü faiz borç ile ödenen meblağ arasındaki reel fazlalıktır, enflasyon farkı ise reel fazlalık değildir, rakkam olarak fazlalıktır, değer (satın alma gücü) olarak yapılan borca eşittir, eşit olmalıdır.
Bankalara para yatırır da bundan enflasyon ölçüsünde faiz alırsanız bu câiz olmaz; çünkü: a) Sizin paranızla banka gerçek (reel) faizcilik yapar, yapmıştır, b) Siz para yatırırken -daha enflasyon gerçekleşmeden- belli bir faiz alacağınız bildirilmiş, buna râzı olmuş, imza atmışsınızdır.
4. Memurların maaşlarından kesilen (devletin ödünç aldığı) keseneklerden nemâ almak câizdir. Çünkü devlet faizci kurum değildir, memur faiz alacağım diye devlete para vermiş değildir ve devletin ödediği nemâlar da daima enflasyonun altındadır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler