www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


III
Sorular ve Cevaplar


Müminin öncelikleri
1. Müslümanları okumuşlar (dîni bilenler, uygulamaları kendi bilgilerine dayanan kimseler) ve okumamışlar (bilenlerin dediklerini veya önceki nesillerden gördüklerini yapanlar) olmak üzere ikiye ayırırsak, birinci tabakaya girenlerin önceliklerini din anlayışlarının belirlediğini söyleyebiliriz. Dîni siyasete âlet etmek gibi bir kötü kasıtları olmayan okumuş müslümanlar, "Dîni yaşama ve din hizmetinde başarılı olma neye bağlıdır, öncelikle hangi eksiklerin tamamlanması gerekir?" sorusu üzerine eğildikleri zaman farklı sonuçlara ulaşabiliyorlar. Tasavvuf erbâbının da içinde bulunduğu bir gurup, cemiyetin kusurlarını ıslâh ile meşgûl olmak yerine, her ferdin kendi kusurlarını gidermekle meşgûl olmasını yeğliyorlar. Eskiden selefiyye diye bilinen gurup ile genellikle tasfiye konusunda onların yolunu izleyen müceddidler, dîne girmiş hurâfe ve bid'tlarla mücadeleye öncelik vermişlerdir. İslâmî uyanışın başladığı son iki asır içinde, "dinde tasfiye ve asr-ı saâdet İslâm'ına dönüş" hareketi yanında, İslâm'ın siyasallaşması da devreye girmiş, bu yaklaşımı benimseyenler siyasî ve sosyal ıslâhata öncelik vermişlerdir. Aslında bütün düşünce ve hareket guruplarının örneği Hz. Peygamber (s.a.v.), temel referansı da Kur'ân olduğuna göre, ibâdetlerin mümin hayatındaki yerinin hiç değişmemesi gerekirdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu dîni namazla, cemâatle ve câmî ile öğretti, özümsetti, müslüman hayatının önemli bir parçası haline getirdi. Düşmanla sıcak çatışma halinde dahi, gerekli tedbirleri alarak üstelik cemâatle namaz kılmayı (tehlike halinde namaz, salâtu'l-havf) terk etmedi.
Bir zamanlar Türkiye'de, kendilerine göre cihat yaptıklarını söyleyenler, başta namazların ihmâli olmak üzere, bir kısım haramları işlemek de dahil, dîni kusurları görüldüğünde "Biz cihat yapıyoruz, Allah affeder" diyorlardı. Allah belki affeder, biz o konuda "olur veya olmaz" diyemeyiz, ama "namazı ihmâl ederek sürdürülen bir bir İslâmî hayat, ne kadar başarılı olabilir, namaz kılmayanların cihadı (o da ne ise) nasıl bir cihat olur?" sorusunu sorabiliriz.
Din hayatlarını bir bilene sorarak veya gelenek ve göreneğe tâbî olarak sürdürenler de kimin peşine düşüyorlarsa onun önceliklerini benimsiyorlar.
Siyasetin (demokrasilerde parti siyasetinin) din ile bu denli içiçe sokulduğu zamanlarda, din hizmetinin ve kulluğun nasıl gerçekleştirileceği, müminin önceliğinin ne olacağı konusunda önemli yanlışlıklar yapılmaktadır. Ayrıca iktidarı ve serveti elinde tutanların "parmak yalama" hakları da büyük fesatlara (günahlara, sapmalara, haksızlıklara, yolsuzluklara) sebep olmaktadır. Bu kusurların baş sebebi, insan seçerken aranması gereken ehliyet kriterleri arasında iman, ibâdet ve ahlâka verilen yerin zayıf/yetersiz olmasıdır.
Beş vakit namaz kılmadan iyi bir mümin, kâmil bir müslüman, makbûl bir Allah kulu olmak mümkün değildir. Avamı bırakın havasta (okumuş yazmış, bu konuda özellik kazanmış kimselerde) bile görülen namaz gevşekliği asla iyiye alâmet sayılamaz.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler