www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


3. Çetleşme:
Bilgisayarların ve internetin sunduğu imkânlardan biri de birbirini görmeyen, tanımayan kimselerin kimliklerini açıklamadan, isimlerini rumuzlarla gizleyerek haberleşmeleri, çetleşmeleridir. Son zamanlarda mesleğim ve konumum gereği bana sıkça sorulan, benimle paylaşılan problemler sebebiyle, çetleşmenin çok önemli bir ifsad aracı olduğunu öğrenmiş oldum. Kötü yolun yolcuları zaten her imkânı kullanarak nefislerini tatmin ediyorlardı, çetleşmeyi de bu amaçla bolca ve rahatça kullandıkları anlaşılmaktadır. Benim yeni öğrendiğim olay, muhâfazakâr ve dindar ailelerin oğul, kız, kadın ve gelinlerinin, çetleşme yüzünden içine düştükleri belâlar, altından kalkılamaz faciâlardır. Her şey bir merakla başlamaktadır. "Nasıl olsa karşı taraf beni tanımıyor, bakayım şu konularda neler düşünüyor, benim şu sözüme veya talebime nasıl cevap veriyor?" merakı ile başlayan çetleşmeler, bazan "öğrenme merakının görme/görüşme merakına, bu merakın da dokunma ve dokundurma macerasına" doğru gelişmesine sebep oluyor. Bir de bakıyorsunuz ki namazında niyazında, örtülü edepli bir aile kızı, birgün ortadan kayboluvermiş veya pişman ve perişan bir halde dönüp gelmiş, arkasından tevbeler, itiraflar, karşı tarafın haklı haksız tepkileri, kavgalar, dayaklar, boşanmalar, huzursuzluklar, aile faciâları.
Müslümanlar, bırakın yabancı kültürleri ve hayat tazlarını çağın bilim ve teknolojisinden yararlanırken bile kılı kırk yarmak, bu yararlanmaların kendi özlerini, değerlerini, kimlik ve kişiliklerini nasıl etkileyeceğini iyice düşünmek durumundadırlar. Öyle çiftler vardır ki, bizim değerler sistemimize göre bunlar, birarada olamazlar; faizle helâl kazanç bir arada, birbirine yabancı (mahrem, evlenemeyecek kadar yakın akraba olmayan) kadınla erkek başbaşa, günah ve içki meclisi ile bir müslüman yanyana... olamazlar. Bu birarada olamayışın hikmeti, kötünün iyiyi etkilemesi, bozması, tahrip etmesi ihtimâl ve tehlikesidir. Bir dünya görüşü ve hayat tarzı zinâ kavramını ortadan kaldırmış, evliliğin, sadâkatin, iffetin değerini düşürmüş, zorlama olmadıkça ve yaşları müsait bulundukça birbiriyle evli olmayan çiftlerin cinsel hayat yaşamalarını meşrû görmüş, hattâ biraz da teşvik etmiş olursa ona mensup olanların, tenhalarda menhalarda biraraya gelip fingirdeşmeleri, gece gündüz çetleşmeleri, sonra da bu çetleri fiilen çatmaları, vücutlarını birbirlerine cömertçe sunmaları (gösterip dokundurmaları) çok tabîî olur, sonu , daha ilerisi serbest olanın başı da serbest olur. Ama bir din, bir ahlâk sistemi, bir değerler bütünü, evli olmayan çiftler arasındaki cinsellikle ilgili her alış verişi haram kılmış, ayıp ve günah telâkkî etmiş ise, yasak ilişkilerin başını sonundan ayırmak, birincisini serbest bırakmak makûl ve tabîî olmaz. Mermer zemini yağladıktan ve insanların bu zemin üzerinde dolaşmalarını serbest bıraktıktan sonra, düşmeyi ve çarpmayı yasaklamak abestir, hattâ insanlara zulümdür. Asırlardır milletimize rehber olan yüce dînimiz aileyi, iffeti, sadakati yüceltmiş, bu erdemlere sahip olanları, olmayanlardan üstün kılmış, sosyal hayatta onlara bazı öncelikler tanımıştır. Aileye zarar vereceği, insanlık şeref ve haysiyeti ile bağdaşmadığı için zinâyı yasaklamış, bu yasağın hayata geçmesini, uygulanmasını kolaylaştırmak için de zinâya götüren (götürmesi muhtemel olan) yolları tıkamış, tedbirini baştan almıştır.
Başını örten, Kur'ân ahlâkını yaşamak isteyen kimselerin, çağdaş hayat tazını benimseyenlerle ilişkilerinde titiz davranmaları, nefsin hoşuna giden davranışları sahte mantıklarla meşrûlaştırmaktan sakınmaları, gerektiğinde "Ne Şam'ın şekeri ne arabın yüzü" demeyi bilmeleri, mümin ile kâfirin, takvâ sahibi, salih bir Allah kulu ile günahkâr bir nefis kölesinin, İslâm'a göre birbirlerine eşit olmadıklarını unutmamaları, biri diğerinden bir şeyler alacaksa, alacak tarafın "nefis kulları" olduğu kuralını devamlı akılda tutmaları hayatî derecede önemlidir. Müslümanlar küçük büyük cemâatler halinde birleşir, dayanışma yapar ve paylaşırlarsa, ötekilerin kültürleri ve hayat tarzları onlara zarar veremez, kendilerini koruyabilir, hattâ başkaları için iyi örnekler de oluşturabilirler.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler