www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Dolar Hutbesi
Bizim tarihimizde para ile hutbe arasında bir ilişki yok değildir; bir devlet kurulduğunda, o devlete mahsus para basılır ve başkanı (sultanı, halifesi, emîri) adına hutbe okunurdu. Bu Cuma günü de câmîlerimizde para ile ilgili bir hutbe okundu, fakat ne gariptir ki, bu hutbenin konusu, halkı tarafından büyük ölçüde terkedilen devlet parasının kullanılması, hem halkı hem de idarecileri tarafından büyük ölçüde kullanılan bir yabancı paranın (doların) da terkedilmesi talebi ile ilgili idi. Bu devletin önemli sayıdaki halkı ve aydınları (beyinleri) de, tıpkı parasını terkettikleri gibi ülkesini de terketmişler, yabancı ülkelere giderek orada hayat sürmeye ve üretim yapmaya koyulmuşlardı. Diyanet İşleri Başkanlığı'na "dolar yerine Türk lirası kullanılmasını isteyen, teşvik eden" bir hutbe okutmasını telkin edenlerin, önce TL.nin terkedilmesinin sebeplerini teşhis etmeleri, sonra da bu teşhise dayalı tedbirler almaları gerekirdi. Bir de daraldıkları zaman başvurdukları dîne ve dindara karşı tavırlarını gözden geçirmeleri icap ederdi. Ne onu yaptılar, ne bunu; hutbe istediler okundu, ne sonuç vereceğini göreceğiz.
Halk TL. yi niçin terkediyor, niçin dolara hücûm ediyor? Herkes biliyor ki, bunun sebebi parasının değerini korumak, durduğu yerde, üzerindeki rakkam aynı iken satın alma gücünün azalmasını engellemektir. Paranın değeri niçin azalıyor? Yine herkes biliyor ki, bunun da sebebi yıllardan beri süre gelen "kötü ekonomi yönetimidir". Yapılan ekonomi yönetiminin ülkeyi, bugün gelinen noktaya getireceğini ilkokul çocukları bile bilir hale gelmiş iken bunda ısrar edilmiş, bazı azınlık menfaatleri tercih edildiği ve/veya oy kaygısı ön plânda tutulduğu için köklü ve düzeltici tedbirler alınmamış, almak isteyenler de engellenmiştir. Hükümetlerin bir mârifetmiş gibi yaptıkları şey, içeriye ve dışarıya borçlanmak, borçları daha yüksek faizlerle borç alarak ödemek, bütçeyi faiz ödemelerine bağlı/ancak yeter hale getirmek, halkın oran ve derece bakımından yoksulunu ve yoksulluğunu arttırırken, bir avuç kapital sahibi rantiyeri zengin etmek olmuştur. Üretimden değil, paradan para kazanmak o kadar cazip hale gelmiştir ki, işletmeler bir kısım sermayelerini üretimdem çekerek faize yatırmışlardır. Şimdi bu uçurum yolculuğuna dur diyecek hangi köklü ve yeterli tedbirler, bağımsız bir irâde ile alınmıştır da, durum düzelecek, halkın parası dururken erimeyecektir de onlardan fedakârlık istenmekte, dolardan TL.ye dönmeleri talep edilmektedir.

Gelelim dîne ve dindara karşı yapılanlara:
Birkaç yıldan beri irticâyı önleme adı altında yapılan şey, dindarlıkla savaşmak ve halkın dindarlaşmasını engelleyecek bütün tedbirleri almaktan ibarettir. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin işlediği ülkelerde, insan haklarını ve bunun teminâtı olarak görülen demokrasiyi ortadan kaldırmaya yönelik faâliyetler engellenir. Ancak "faâliyetlerin bu amaca yönelik olduğunun tesbiti" objektif ölçütlere bağlanmıştır, öyle buluttan nem kaparak, "baş örtüsü simgedir" diyerek, "bunlar çoğalır da kamu görevi alır veya iktidara gelirlerse rejim tehlikeye düşer" teranesine devam ederek, "şunu yazdığı, bunu söylediği" bahane edilerek din ve düşünce özgürlüğü kısıtlanmaz, başkalarının hak ve özgürlüklerine hemen, açık ve kesin olarak zarar vermeyen dindarlar rahatsız edilmezler. Bizde dindarlar rahatsız edilmişlerdir; eğitim, istihdam, teşebbüs hakları zedelenmiş, hattâ bazıları ellerinden alınmıştır, büyük kitleler, kötü yöneticileri ve temsilcileri yüzünden devlete küstürülmüştür... İşte bu sebeple devletin telkini altında okunan bir hutbenin de fazla bir etkisi olmayacaktır.
Bulunduğum yerde hatip, "paranın onurumuz ve şerefimiz olduğunu, onu yabancılarınki ile değiştirmemizin doğru olmayacağını..." söyledi. Düşündüm, bizim onurumuz, şerefimiz yalnızca paramız mı idi ki, başka parayı ona tercih ettiğimizde bu değerlerimiz zâyî olacaktı? Borç insanı esir eder, niçin durmadan borçlandık? Ödemeden aldık, kazanmadan harcadık, üretmeden tükettik? Bir millet dîni, kültürü, öz değerleri ile vardır. Biz dînimizi, kültürümüzü, öz değerlerimizi koruduk mu? Bunlar bizim şerefimiz, onurumuz, hattâ varlığımız, kendimiz değil miydi? Bunları niçin terkettik, terkediyoruz, başkalarına ait olanlarla değiştiriyoruz? Din ve ahlâkımıza karşı mücadele veriliyor, kültürümüz yozlaştırılıyor, bizi biz yapan değerler kaybolup gidiyor... Bunlar karşısında hassasiyet gösterilmiyor, "millet-devlet elele vererek bu değerlerimize sahip çıkalım, bunları koruyalım" denmiyor da, aman paramızı koruyalım" deniyor.
Elbette paramızı da korumak önemlidir, ancak bunun için yapılacak fedakârlık yine yoksul ve dar gelirli halkın boynuna yüklenmemek şartıyla. Aksi halde hırsız, vurguncu, yolsuz, hortumcu... kim olursa olsun helâl mal ve servet sahibinin ona karşı tedbir almak hakkı vardır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Ramazan Özel
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler