www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Mezuniyet Günü Konuşmasının Şerhi
M.Ü. İlâhiyât Fakültesi'inden bu yıl mezun olan gençlere yaptığım kısa konuşmada üç şey söyledim:
1. İslâm'ım parolası kelime-i tevhiddir; yani "lâ ilâhe illallah..."tır. Mümin "lâ ilâhe" dediği zaman, zâtında ve sıfatında Allah'a denk hiçbir varlığın bulunmadığını ifade etmekte, kendini Allah'ın yerine koymaya kalkışan veya O'na isyan ederek kendisine itâat edilmesini isteyen şahısları ve makamları inkâr ve reddetmektedir. "illallah" deyince de "itâat ve tapınmaya mutlak mânâda lâyık olan, zâtından ve sıfatlarından dolayı bunu hak eden tek varlığın Allah olduğunu" itiraf etmekte, bu imanını dile getirmektedir. Tevhid cümlesinin birinci kısmını; yani düşünce, inanaç ve uygulamada Allah'tan başkalarının tanrı yerine konulmasını, O'na denk tutulmasını ret ve inkâr etmek, bunu fiilen gerçekleştirebilmek ikinci kısmından daha zordur. Çünkü Allah'a rağmen, O'nun emir ve rızâsına aykırı olduğu halde emirler veren, kurallar koyan ve bunlara itâat edilmesini isteyenler aynı zamanda güç sahibi olabilmekte, ellerinde yaptırım imkânları bulunabilmekte ve kendilerine itâat etmeyenlere zarar verebilmektedirler. Allah rızâsını ve tevhîdin birinci unsuruna sadık kalmayı dünya menfaatine tercih etmek mânen yiğit olanların kârıdır.
İlâhiyât Fakültesi'nde okuyanların amacı dinlerini doğru ve etraflı bir şekilde öğrenmek, öğrendiklerini öncelikle kendilerinde uygulamak, sonra da müslüman halkımızın din eğitim ve öğretimine yardımcı olmak, onlara bu amaçla hizmet vermektir. Öğrencilerin öğrendikleri ve kendilerinde uyguladıkları bir hüküm de, "tesettür" kelimesiyle ifade edilen Allah emridir. Onlar, tevhid sözünün ikinci unsuru gereğince buna itâat ettiler, sonra birileri çıkıp, "Allah emretse de, sizin inancınız böyle olsa da biz açılmanızı istiyoruz, Allah'a değil, bize itâat edeceksiniz, aksi halde sizi bu 'millete ait okulda' okutmayız, atarız, öğrenim hakkınızı elinizden alırız..." dediler. İki emir arasında kalan öğrenciler, tevhid sözünün birinci unsuru gereğince bu "Allah emrine karşı çıkan, onun yerine kendi emirlerini koyanlara" itâat etmediler, hukuk ve meşrûiyet çerçevesinde mücadele verdiler, sonunda başlarını açmadan okuyup mezun oldular. Bu yüzden kendilerini tebrik ettim, tevhid sözünü iyi öğrenmiş ve hakkıyla uygulamış olduklarını söyledim.
2. "Siz bu millet için ne ifade ediyorsunuz?" diye bir soru sordum ve şu cevabı verdim: Siz kökü mâzide olan âtîsiniz, Hira'da başlayan sesin devamısınız, bu bakımdan yaklaşık bin beşyüz yaşındasınız, besmele ile (Allah'ın adıyla) okuyanlarsınız, bin ikiyüz yıl önce İslâm ile müşerref olmuş bir milletin çocuklarısınız; bu bakımdan da bin ikiyüz yaşınızdasınız; evet siz asla yetmiş seksen yaşında değilsiniz, kadim ve büyük bir medeniyetin temsilcilerisiniz, bu medeniyeti çağdaşlaştırmak ve insanlığa sunmak sizin misyonunuzdur.
3. Sizi biz sevgi, sevinç, takdir ile, alkış, neş'e ve mehter ile uğurluyoruz; ama her yerde ve her kesten bu itibarı göreceğinizi zannetmeyiniz ve beklemeyiniz. Sizi sevenler, size ümit bağlayanlar ve bağrına basanlar yanında sevmeyenler, önünüzü kesmek isteyenler, haklarınızı ellerinizden almak için her tedbire başvuranlar, anlamını açıklamadan irticâ ile suçlayanlar... olacaktır. Siz her şeye rağmen yılmayacak, ümitsizliğe düşmeyecek, halkın levmine (kınamasına) aldırmayacak, Hâlık'ın (Yaratıcı'nın) medhine gönül bağlayacaksınız. Dünyanın ve dünyacıların alnınızdan öpmesi mârifet değildir, mârifet, Fahr-i kâinât'ın (s.a.v.) fahrederek alnınızdan öpmesine lâyık olmaktır. Siz birincisine talip olmayın, ikincisine tâlip olun. Şu geçici dünyanın menfaati için nefis ve dünya insanlarını memnun etmek üzere dîne kıymayın, inancınızdan, ilkelerinizden, ahlâkınızdan taviz vermeyin. Ne yapsanız inanmayanları, değerlerinizle ters düşenleri memnun edemezsiniz; tamamen istediklerini söyleseniz ve yapsanız bile müslüman kimliğinizden bir kırıntı kaldığı sürece yine de size güvenmezler; boşuna onların güvenini kazanmaya çalışmayın. Açık ve seçik olarak kim olduğunuzu ve ne istediğinizi ortaya koyun. Ben sizden biri olarak şöyle diyorum: Ben elhamdülillah müslümanım, şerefli bir milletin evlâdıyım, dedelerimden (geçmişimden) utanmıyor, onlarla iftihar ediyorum, insanlığa müspet katkımızın başka topluluklardan daha büyük ve önemli olduğuna inanıyorum, Türkiye Cumhuriyeti'nde müslüman olarak, din özgürlüğünden kâmil mânâda yararlanarak yaşamak istiyorum, bu ülke başka inanç, dünya görüşü ve hayat tarzına bağlı olanlar kadar, hattâ -geçmişi ve çoğunluğu göz önüne alırsak- onlardan fazla bana da aittir, kimse onu benden fazla sevmeye, sahiplenmeye, korumaya ve beni dışlamaya kalkışmasın, herkes dînini, inancını, dünya görüşünü yaşasın, ben de benimkini yaşayayım, "herkese serbest sana yasak" demeye kimsenin hakkı yoktur, bunu diyenler er veya geç yanlış yolda olduklarını anlayacak ve doğru yola geleceklerdir. Ülkenin genel ahlâkında bizim değerlerimiz hâkim olmalıdır, bu değerleri çürütmek ve bizi kendimize yabancılaştırmak isteyenlerle mücadele edeceğim, insan hakları bana bu imkânı bahşetmekte, inancım da bunu emretmektedir. Bu ülkede gizlenecek bir şey varsa o ayıplar ve günahlar olmalıdır, ibâdetler ve erdemler değil. İşte ben bunları istiyorum, bunun için yaşıyorum ve insana yaraşır biçimde mücadele veriyorum.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler