www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Güneşin Doğması Yakındır
Müslümanların takvimine göre Medine'ye hicretten bu yana on dört asrı geride bıraktık. Bu uzun zaman dilimi içinde müslümamanlar Kur'ân'ı okudular, Sünnet ve Sîret'in (Hz. Peygamberin (s.a.v.) açıklamaları ve uygulamalarının) da yardımıyla onu anladılar, hayatlarına uyguladılar; bir hidâyet, bir rehber olarak gönderilen Kur'ân bu vazifesini yerine getirdi. Hicretten sonra uzunca bir süre (yedi sekiz yıl) içinde parça parça indirilen Nûr sûresinde iki âyet örtünme ve iffeti koruma vazifesi ile ilgili idi, bu sûre iner inmez İslâm kadınları başörtülerini, boyun ve gerdanlarını da örtecek şekilde bağladılar, ondört asır hiçbir âlim örtünme emrini farklı anlamadı; yüz, eller ve ayaklar dışında bütün vücûdun, uygun giysilerle örtülmesinin farz olduğu hükmünde ittifak edildi (icmâ meydana geldi). Son birkaç asırda oryantalizm, sömürgecilik ve kültür istilâsı bazı müslümanların kafalarını karıştırdı, kendi değerlerinin evrensellik veya geçerliğinden şüphe etmeye başladılar, bunları başka düşünce ve kültürlerin değerleriyle değiştirmenin zorunlu olduğuna inandılar, bunu yapabilmek için yine dîne dayanmak gerektiğinden usûle uygun olmayan, zorlamalara ve saptırmalara dayanan ictihadlara (!) kalkıştılar. Bu yeni, zorlama ve uyarlama (kitabına uyudurma) amacına yönelik ictihadların son yirmi otuz yıl içinde yöneldiği hedeflerden biri de örtünme oldu. Yeni yorumcular ondört asırlık uygulamayı, Kur'ân âyetlerini, hadîsleri, fıkıh âlimlerinin icmâını bir yana bırakarak önce "madem ki uygar dünya örtünmüyor güzel ve doğru olan budur, biz de böyle yapmalıyız" fikrine geldiler, sonra bu fikri zorla uygulamaya koyanların işini kolaylaştırmak için mûteber olmayan okuma ve yorumlama yollarına saptılar.
Türkiye altmışlı yılların sonlarına doğru başörtüsünü üniversitelerde (önce Ankara İlâhiyât'ta) yasakladı, sonra bütün fakülteler yasak kaplamına alındı derken sıra İlâhiyât Fakültelerine ve İmam Hatip okullarına geldi. Buralarda okuyan ve dinî uygulamalar bakımından daha hassas olan kızlarımız, yasağa karşı direnmeye başlayınca bir yandan cezâ uyguladılar, öğrenim haklarını ellerinden aldılar, "ya kırk katır ya kırk satır" dediler, insanları en tabîî iki hak ve talebinden birini diğeri için fedâ etmek (ya örtünmeyi, ya okumayı ve çalışmayı seçmek) durumunda bıraktılar, bir yandan da örtünmeyi dinî bir gereklilik olmaktan çıkarmak için ilâhiyatçılardan yetkisiz, bilgisiz, duyarsız, uyumlu olan bazı kimseleri devreye soktular. Şimdi onlar her gün yeni bir şey bulduklarını zannederek (veya iddia ederek), yirmi otuz yıl önce söylenmiş ve cevaplandırılmış "argümanlarını" tekrarlıyorlar.
Başörtüsü yasağına taraftar olanlarda görülen tutarsız ve çelişkili bir yaklaşım da, çağdaşlıktan yola çıktıkları, başlarını örtenleri çağdışı saydıkları halde, kendileri "tektipçilik, dargörüşlülük, baskıcılık/dayatmacılık" yaparak çağın dışına düşmeleridir. Başlarını örten müslümanlar, örtmeyenleri İslâm'dan dışlamıyorlar, onlarla insanca ve kardeşçe ilişkiler kurmaktan imtinâ etmiyorlar, başlarını açanları çalışma ve okuma haklarından mahrûm etmiyorlar. "Dileyen ve öyle inanan örter, farklı inanan veya yaşamak isteyen de açar" diyorlar. Karşı taraf ise örtünenleri ,"Ya açarsın, yahut yanımızdan (ülkemizden, okulumuzdan, kamu alanından) kaçarsın şeklinde bir dar boğaza, bir ikileme mahkûm ediyorlar.
Ümidimiz odur ki, sonunda akl-ı selîm gâlip gelecek, tâassup, saplantı, ideolojik bağnazlığın yerini demokratik hoşgörü ve paylaşım alacak, karşılıklı saygı ve haktanırlık barış getirecek, insanımızın yüzü gülecek, herkes olanca gücü ve imkânı ile ülkesi, milleti ve insanlık için iyilikler ve güzellikler üretmeye koyulacaktır.
Çocuklarım sakın ümitsizliğe düşmeyin, güneşin doğması yakındır! Güç haklının ve hakkındır. Yeter ki haklılar ve hakçılar, haksızlar ve zorbalar kadar dâvâlarına sahip çıkmayı, hakkın gücünü meşrû şekilde kullanarak sonuca ulaşmayı bilsinler. Saflarını sıklaştırsın, teferruatta boğulmasın, ayrılığa düşmesin, el ve güç birliği yapabilsinler!
Not: Yukarıdaki yazı, M.Ü. İlâhiyât fakültesinin bu yılki mezuniyet albümü için -öğrencilerin isteği üzerine- yazılmıştı. Yönetim yazının albüme alınmaması için baskı yaptığından çocuklar çıkarmak mecbûriyetinde kalmışlar, biz de Gerçek Hayat'ın sayfalarından duygu ve düşüncelerimizi ifade ettik.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler