www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Cihad Çağrısı [Site editörünün notu: Bu yazı 2003 yılına aittir]
Amerika'nın Afganistan'a, Irak'a, Sudan'a, hâsılı kendi çıkarı için saldırması, itâat altına alması gereken her yere saldırmak için bahane aradığı, bazan bu bahaneyi kendi oluşturduğu, bazan da meydana gelen bir olayı sihirbaz medyası yoluyla büyüterek, sanal bir gerçeklik yaratarak, insanları aldatarak, ayartılmış dünya kamuoyunu arkasına alarak harekete geçtiği artık cümlenin malûmudur (Derin uykularda kalmayı yararlı görenler bu cümleye dahil değildir).
Üsâme b. Ladin malûm terör olayını yaptırmadığını ifade ediyor; yapanları tebrik ettiğine göre korkup da yalan söylüyor diyemeyiz; şu halde onun bu işte parmağı yok. Ama Amerika yıllardır onun peşinde, bir taşla iki kuş vurmak, hem onu yakalamak veya öldürmek hem de artık kendisine itâat etmeyen (veya dolaylı da olsa yönlendiremediği) Talibân'dan kurtulmak için son terör olayını bahane ediyor. Elinde kanıtlar varmış, kimse bunların neler olduğunu bilmiyor, Pakistan'a bidirdi, tatmin olmadılar, yalnızca T.C.'nin başbakanı "Amerika'nın iknâ olması bizim için yeterlidir" şeklinde tarihe geçecek (ne olarak geçecek ayrı mesele) bir vecize buyurdular. Her neyse kendisi hem hâkim, hem dâvâcı, hem şâhit olarak hükmünü verdi, çıkarları müşterek olanlar da ona katıldılar, terörü önleyeceğiz, dünyaya ebedî barış (!) getireceğiz diye devlet terörüne (hayır devletlerarası, devletlerle ortak) giriştiler. Şimdi Afganistan'da masûm halk bombalanıyor, bunlar Yahudi, Hristiyan, dinsiz, Amerikalı, Avrupalı olmadıkları için herhalde tam adam da sayılmıyorlar ki, adam (insan) haklarına duyarlı çevreler bu teröre ısyan etmiyorlar.
Gelelim Talibân hükumetine;
Afganlılar ve diğerleri Ruslara karşı şanlı, şerefli ve sevaplı bir cihaddan sonra zafer kazandılar, Rusları dize getirdiler, ama bu, İslâm'a göre "küçük cihad" idi, bir de büyük cihad vardı, nefse karşı verilecek, meşrû olmayan arzulara karşı verilecek "büyük cihad. İşte Afganlılar bunu kazanamadılar, fert, gurup, kabile ve bilmem ne adına iktidar kavgasına tutuştular, birlikten doğan güç tefrika yüzünden yok oldu, hâsıl olan zarar, ziyan, zulüm hesaba kitaba sığmaz. Sonunda elde edilen hiçbir şey de yok; ülkede yıllardır süren iç savaş, açlık, perişanlık, zillet, zulüm... Şimdi de dışarıdan, Amerika ve müttefikleri tarafından saldırıya uğrayınca müslümanları cihada çağırıyorlar. Bu müslümanların bir kısmı, düne kadar savaştıkları kimseler. Diğer kısmı ise tesbih taneleri gibi dağılmış, her biri ayrı bir devlet kurmuş, uluslararası anlaşma ve antlaşmalar yapmış, müslümanı koyup gayr-i müslim ile dost olmuş, müslümandan gelecek tehlikeye karşı gayr-i müslime sığınmış kimseler, guruplar, sözüm ona devletler. Bu devletler mi cihad çağrısına cevap verecekler? Bunlar mı Amerika ve Avrupa'ya karşı bu Afganlıların veya başka mazlum müslümanların, toplulukların yanında yer alacaklar!?
Kutsal, şerefli, değerli kavram ve kurumları ucuza vermeye, yere sermeye, alay konusu yapmaya ve yıpratmaya kimsenin hakkı yoktur.
Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır. Bu savaşın sebebi, kuvvetle muhtemel veya vâkî bir saldırıdır: Dîne, mala, cana, namusa; maddî, ve manevî değerlere karşı haksız saldırıdır. Evet cihad din savaşı değildir, dinler arası savaş da değildir, Allah Teâlâ'nın, mümin kullarına vazife olarak verdiği, ister müslümanlara ister başka dinden olanlara karşı yapılmış olsun, haksız saldırının defedilmesi, hak ve adâletin yerini bulması için yapılan savaştır. Eğer yukarıda açıklanan şartlar bulunsaydı elbette haksız olarak saldırıya uğramış bir insan topluluğunu kurtarmak için cihad yapılırdı. Şartlar mevcût olmadığına, ortada bir ümmet (tek bir İslâm ülkesi veya İslâm ülkeleri topluluğu), ümmetin itimad ettiği bir âlimler heyeti, bu heyetin kararını uygulayacak bir siyasî otorite... bulunmadığına göre yapılacak şey, zulme uğrayanların, zulmedenden yana olmayan herkesten yardım istemesi, "insafsız avcıya hizmet etmekten zevk almayan" herkesin de mazluma yardımda bulunmasıdır. Bu yardım terim mânâsında cihad değildir, şekli imkânlara, fayda-zarar dengesine bağlıdır, iyi niyetle, ölçülü ve düzenli yapıldığında yapana ibâdet sevabı kazandırır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Ramazan Özel
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler