www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Hak Sillesi

“Size ne oldu da Allah yolunda ve 'Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!' diyen çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz? / İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise bâtıl dava uğrunda savaşırlar. Şu halde şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphe yok ki şeytanın planı (tuzağı) daima zayıftır.” (Nisa 75-76)

Hicretten sonra Mekke'de ve başka yerlerde, kâfirler arasında kalmış, baskı altında yaşayan müminlerle dinleri ne olursa olsun zayıf, arkasız ve yoksul oldukları için hakları yenen, zulme uğrayan insanlar vardı. Hem bunları kurtarmak hem de gerektiğinde kendilerini savunmak için müminlerin uyanık ve güçlü olmaları gerekiyordu. Savaşla ilgili âyetlere bakıldığında İslâm'ın, ancak zulmü, din yüzünden baskıyı ve haksız saldırıyı ortadan kaldırmak için buna izin verdiği görülmektedir. Allah Teâlâ'nın hiçbir şeye ihtiyacı bulunmadığından, O'nun rızâsı için savaşmak, kullarının meşru yararı, din ve vicdan hürriyetinin temini için savaşmaktır. Allah'a ve hak dine inanmayanların da bir tanrıları, baş eğdikleri, itaat ettikleri -maddî, mânevî- önderleri olacaktır. Bu önderler Kur'an'a göre tâgutlardır, şeytanlardır. Bunlara tâbi olanların savaş amaçları ise hukuk ve adaletin gerçekleşmesi değil, egolarının tatminidir, zulüm, baskı ve sömürüdür.

Yazının başına mealini koyduğum âyet sanki bugün inmiştir, tâğût Esed ile onun zalim destekçilerini teşhir ediyor, bunlara karşı hak dine inanmış, vicdanları kararmamış Allah kullarının vazifesini hatırlatıyor.

Türkiye neye ve ne kadarına gücü yetiyorsa o kadar gayret ediyor, tek başına savaşarak bu zulmü önleme imkanı bulunmadığı için başkalarını yardıma çağırıyor, ama bu başkaları (Müslümanı, gayrı Müslimi) iman, vicdan ve ahlakın emrinde değil, geçici dünya menfaatlerinin ve çıkar hesaplarının peşinde olduklarından yalnızca konuşuyor, sıra harekete gelince parmaklarını kıpırdatmıyorlar. ABD Musul'u kurtarmak için asker üstüne asker gönderiyor, Suriye mazlumlarını kurtarmak için ise güçlü bir protesto bile yapmıyor. Rusya ateşkese razı oluyor, tahliye başlıyor, yollarda eşkıya masumlara ateş açıyor, tahliye yapılamıyor ama desteklemese bir hiç olan Esed'e “dur” demiyor, İran'a “eşkıyanızı durdurun” demiyor.

Dünyada bu zulümler devam ederse ve sözde insanların kendi çıkarları dışında kılı kıpırdamazsa, mazlumların ahu enini göklere yükselir, sözde insanların duymadığını melekler ve Yüce Mevlâ duyacağı için olağandışı müdahale vaki olursa -ki, bu her an beklenebilir- o zaman kimse başına gelenden şikayet etmesin ve başka sebep aramasın:

“Hakkın sillesinin sedası yoktur,
Enseye inerse, devası yoktur.”

“Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki Allah bir çoğunu da bağışlar." (Şûrâ 30)

16.12.2016

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi