www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Şükür nimeti arttırır

''Mûsâ kavmine şöyle demişti: Allah'ın size lütfettiği nimeti hatırlayın. Hani O sizi, Firavun'un adamlarından kurtarmıştı. Onlar size işkencenin en kötüsünü reva görüyor, erkek çocuklarınızı kesiyor, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunlarda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. / Hani Rabbiniz, 'Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!' diye bildirmişti.” (İbrahim 6-7)

İyilik, yardım, nimet kimden gelirse gelsin önce Allah'a şükretmek; yani bu in'am ve ihsanın O'ndan olduğunu bilmek, O'nu övgü ile anmak, O'nun yaratma, irade ve rızası olmasaydı kimsenin iyilik yapamayacağını itiraf etmek gerekiyor.

İkinci şükür ve teşekkür ise Allah'ın, in'am ve ihsanına vasıta kıldığı kullara olacaktır. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” fehvasınca insanların yaptığı iyilikler, yardımlar, alakalar unutulmayacak, gerektiği zamanda ve yerde anılacak, eğer imkan varsa iyiliğe iyilikle karşılık verilecektir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.) “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a da şükretmez” buyurmuşlardır.

Evet böyledir. Çünkü şükür bir ahlak davranışıdır, şükür ahlakından mahrum olanlar bu konuda yalnız iyilik eden kullara değil, her şeyin sahibi ve maliki olan Allah'a şükretme hususunda da kusurlu olurlar.

Allah'a şükür yalnızca dil ile olmaz. Nasıl olacağı konusunda şâkir kulların, İslam büyüklerinin güzel sözleri vardır:

Sehl b. Abdullah: “Şükür açıkta ve gizlide Allah'a itaat ve günahlardan kaçınma konusunda elden gelen gayreti sarf etmektir”.

Birçok ârif şunu söylemişlerdir:

Şükür, nimet ve ihsan sahibine mukabele etmekten aciz olduğunu itiraftır. Allah Teâlâ Dâvud'a (a.s.) şükretmesini emredince Dâvûd, “Ya Rabbi, sana nasıl hakkıyla şükredebilirim; şükretmek de senden bir nimettir” demiş ve şu cevabı almıştır: “İşte şimdi, şükrün de benden bir nimet olduğunu bilerek beni bilmiş ve bana şükretmiş oldun”.

Dâvûd, “Ya Rabbi bana en görünmez nimetini göster” deyince Allah, “Nefes alıp ver” buyurdu. Dâvûd nefes alıp verdi. Allah Teâlâ, “Gece gündüz alıp verdiğin bu nefes nimetini kim sayıp bilecek” buyurdu.

Cüneyd:

Gerçek şükür bundan aciz olduğunu bilmektir. Serî es-Sakatî'nin meclisinde şükürden söz ediliyordu, ben de yedi yaşlarında bir çocuktum ve yakınlarında oynuyordum. Serî bana “Çocuk, şükür nedir” diye sordu. Ben de “Allah'a nimetleri konusunda asi olmamaktır, nimetlerini günah işlemek için kullanmamaktır” dedim. “Allaha şükür konusunda nasibinin dilindekinden ibaret olmasından korkarım” dedi. Bu sözü hatırladıkça hep ağlarım.

Zünnûn:

Şükür üstlerine itaattır, eşitlerine mükâfattır, astına ise iyilik ve ihsandır.

İyilerin ve iyiliklerin kadr ü kıymeti bilinir ve teşekkürün bir çeşidi olarak onlara destek verilirse sayıları çoğalır, imkanları artarak devam eder. İyiler ve iyilikler sayesinde dünyada huzur, barış ve adalet hakim olur.

18.11.2016

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi