www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İki yol da yanlış

İster bir kısım halkın ayaklanması, şiddete başvurarak, yakıp yıkarak, öldürüp yaralayarak duruma hakim olması ve seçimle işbaşına gelen iktidarı alaşağı etmesi, yerine kendilerinin veya istedikleri bir grubun gelmesi şeklinde olsun, ister bütün bunlara benzer haksız ve hukuksuz eylemleri asker yapmış olsun her iki yol da yanlıştır.

Doğru ve meşru olan yol hangisidir?

Laik demokrasilerde iktidarın yaptıklarını beğenmeyenler serbestçe tenkit haklarını kullanırlar, kanunlara uygun olarak toplantı ve gösteri yaparak itirazlarını kamu oyuna sunarlar, sivil toplum kuruluşları ve partiler olarak yanlış ve doğru hakkındaki düşünce ve tercihlerini açıkça söyler ve savunurlar; bütün bunları ya iktidarın yanlışlarını doğrultmak veya bir sonraki seçimlerde mevcut iktidarı düşürmek için yaparlar. Nihayet seçim tarihi gelir, sandık ortaya konur, iktidar ve taraftarları da düşünce ve projelerini seçmenlerle paylaşırlar. Seçim sonucunda ya muhalefetin dediği olur, iktidar değişir veya iktidarın dediği olur onlar yönetime devam ederler. Laik demokratik hukuk devletlerinde başka bir meşru yol yoktur.

İslam'da (bir çeşit demokrasi olan İslâmî rejimde) yasama, yürütme, yargı ve denetim meşruluk kaynağını dinden alır. Bu temel şarttır. Hazırlanacak olan anayasaya da "belli sürelerde başkan ve iktidarın devam edip etmeyeceği seçimlerle belirlenir" deniyorsa -ki, bu ilk dönemlerde zaman zaman yapılan bey'at yenilemelerine benzer- seçimler yapılır ve sandıktan çıkan sonuç bağlayıcı olur. Ülkede her vatandaşın tenkit ve denetim hakkı bulunmakla beraber bunu, ilmi ve ahlakı ile temayüz etmiş kişilerin ümmeti temsilen yapması daha uygun görülmüştür. Bu kişiler bir mecliste toplanabilirler, iktidarı devamlı denetlerler, iktidar da onlarla istişare ederek (danışma yaparak) ülkeyi yönetir. Hz. Ebu Bekr'in dediği gibi "yönetim Allah ve Resulü"ne itaat ettiği (hukuk ve ahlak yolundan ayrılmadığı) sürece herkes ona itaat eder; bu durumda isyan büyük günah olur. İktidar meşru yoldan saparsa meclis onu iktidardan uzaklaştırır, direnirse ve meclis (seçkinler, alimler, kanaat önderleri) durumu böyle değerlendirirse iktidar zorla değiştirilir.

Bazıları Mısır olayları ile Gezi olaylarını karşılaştırıyor ve "ikisi aynıdır; biri demokraside, diğeri darbe ile yapılıyor" diyorlarmış. Bu karşılaştırma ve benzetmeyi anlamakta güçlük çekiyorum.

Bir kere Gezi olayının başlangıcı, bir tespit ve iddiaya göre çok dar bir alanda tenkit ve hak talebi ile ilgili idi. Ama hukuka aykırı işgal haline gelince devlet müdahale etti; bu müdahalenin dozu tartışılabilir, ama Mısır'da olanla mukayese edilemez.

Sonraki aşamada bir avuç haydutun şiddete başvurarak iktidarı değiştirme isyanına dönüştü; bunun da Mısır'da olanla bir benzerliği yok.

Mısır'da seçilmiş, meşru bir iktidar var, bu ülkenin şartlarına uygun bir demokrasiyi tesis için çalışıyor, iktidarın yaptıkları ülkeyi soymakta olan askerlerin işine gelmiyor, darbe yaparak demokrasiyi durduruyorlar.

Bu yapılana "darbe" demeyenler, "meşru değil" demeyenler, "kınamayanlar", Gezi olaylarını örnek göstererek "saptıranlar", "zulmü alkışlayanlar" aynaya bakıp "ne olduklarını" teşhis etsinler!

16.08.2013

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi