www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Sürecin aşamaları

Silah ve şiddet yerine diyalog ve demokrasi yoluyla hak arama, bir daha asla silaha dönmeme, inadına barış ve demokrasi yolunda ilerleme, bugün olmadı yarın, yarın olmadı ertesi gün elde etme ümidi ile hep hukuk ve meşruiyetten yana olma manasındaki "barış süreci" şimdilik devam ediyor. Ancak PKK ve onun siyasi temsilcileri "süre" veriyorlar, hükümeti samimi olmamak, ayak sürümek, kararsız olmakla itham ediyorlar, en kötüsü aba altından sopa göstererek sözü "şu tarihe kadar dediğimiz olmazsa yine silaha başvururuz" demeye getiriyorlar.

İşte asıl samimiyetsizlik ve çelişki budur!

"Silahlara veda, diyalog ve demokrasiye dönüş" kararı ve söylemi samimi ise -ki, biz hala böyle olduğuna inanmak istiyoruz- asla silahtan, şiddete dönmekten söz edilemez; edilirse olup bitenin bir nihai karar değil, deneme olduğu ortaya çıkar.

BDP ve Öcalan adına konuşan bir milletvekili "Kürt halkının taleplerini şu kadar madde olarak hükümete sunduk, şu tarihe kadar mutlaka kanunlaşması gerekiyor…" diyor.

Türkiye'de başka etnik kökenliler gibi Kürtler de var, ama BDP'nin veya PKK'nin bütün Kürtleri temsil ettiklerini kabul etmemiz mümkün değil; çünkü seçim sonuçları ve Kürtlerin büyük bir kitlesinin AK Parti'ye oy verdiğini herkes biliyor.

Demokratikleşme paketi de yalnızca BDP'ye ait değil, başta iktidar olmak üzere diğer partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının da demokratikleşme paketleri var. Bu paketlerin ortak ve farklı maddeleri mevcut. Meclis müzakere eder, bir kısmını kabul, bir kısmını ise reddeder. Reddetti diye nasıl diğer gruplar silaha sarılmıyorsa BDP'nin temsil ettiği grup da silaha sarılamaz; sarılırsa hukukun, meşruiyetin, demokrasinin dışına çıkmış olur ve karşılığını görür; yani bundan kimsenin kazançlı çıkması mümkün değildir.

Bir de tarafların değerlendirilmesi ve kullanılan dil meselesi var.

Empati yapalım ve diyelim ki, bir kısım Kürtlere göre Öcalan bir kahramandır, liderdir, PKK bir gerilladır, hak savaşçılarıdır…
Onlar da empati yapsınlar ve desinler ki, devlete göre ortada büyük bir suç vardır, bu suçu işleyenlerin bir kısmı yakalanmış, mahkum olmuş ve cezalarını çekmektedirler, bir kısmı ise suç işlemeye devam etmektedirler.
Devlet böyle düşünür ve böyle davranır. Buna rağmen AK Parti, geleceğini riske atarak ülkenin ve halkın menfaatini kendi menfaatinin önünde tutarak "asilere" el uzatıyor, "bu yol yanlış, gelin silahsız çözelim" diyor; bu ele, karşı taraf da el uzatıyor, "Evet, öyle yapalım" diyor. Şu kadar zamandır kan akmıyor, bölge halkı memnun ve huzurlu, hayat yavaş da olsa normale dönüyor, şimdi dönüp de "ya hemen dediklerimizi yapın, istediklerimizi verin ya da silaha sarılırız" demenin alemi var mıdır? Otuz yıldır bu ülke neler kaybetti, ülkesini ve halkını sevenler yine kayıp yıllara dönerler mi?

Lütfen herkes samimi olsun, hukuk ve meşruiyetten sapmasın, dilini de kontrol etsin!

11.08.2013

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi