www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Kutuplaşma ne zaman başladı

İki konu gündemde; çokça konuşuluyor ve bir teşhis/suçlama unsuru olarak kullanılıyor:

Biri "kutuplaşma", diğeri "kamusal alanın daralması".

Toplumumuzda süratle bir kutuplaşma oluyormuş, bunun bir yaygın çatışmaya dönüşme ihtimali ve tehlikesi varmış.

"Kutuplaşma"dan neyin kastedildiği açık değil, "cümlenin maksudu da bir değil".

Eğer kutuplaşmadan maksat "birbirine yabancılaşmış, çatışmaya hazır gruplar" ise bunun temeli Tanzimat'tan itibaren atıldı, Cumhuriyet'in başından itibaren ise keskin ve kesin bir hal aldı. Ancak kutuplardan biri -ki, milletin asli unsuru idi- dövülerek, sürülerek, zindana atılarak ve asılarak sindirildi, diğeri ise devletin bütün imkanları kullanılarak semirtildi. Gün geldi bu faşizmin devam edemeyeceği anlaşıldı, istemeyerek ipler biraz gevşetildi. Bu defa ipleri gevşeyenler hak ve özgürlük alanlarını genişletmek için oylarını ve başkaca demokratik imkanlarını kullandılar. Süreç mahrum ve mağdurların gaspedilmiş haklarının bir kısmına kavuşmaları noktasına geldi, bu defa devlet destekli semirmişler bunu sindiremediler. Şimdi mızıkçılık çıkarıp demokrasiyi istismar ederek ama anti-demokratik yöntemlerle kutuplaşmayı çatışma noktasına getirmeye koyuldular.

"Kamusal alanın daralması" ifadesi de problemli ve bozuk. Bence doğru ifade "kamuya açık alanlarda özgürlük problemi veya özgürlük alanının daralması" olmalıdır.

Bu iddianın sahiplerine göre Ak Parti iktidarı özgürlük alanlarını daraltmış, dar alanda sıkışanlar patlama noktasına gelmişler, Gezi Parkı olayları da bunun bir tezahürü imiş.

Daha önce de yazdım; bu iddianın sahipleri açıkça ve madde madde sayarak hangi özgürlüklerin nasıl daraltıldığını ortaya koymalılar ki, biz de anlayalım, tartışalım ve anlaşmaya çalışalım.

Soruyorsunuz, ortaya iki grup cevap çıkıyor:

Biri genel olarak hak ve özgürlüklerin genişletilmesi konusunda iktidarın sorumluluğunu yerine getirmediği.

Diğeri alkollü içki düzenlememesi, seçmeli din dersleri, bazı tasarrufların halka sorulmadan yapılması, edeb ve âdâb ile ilgili bazı konuşmalar…

Birinci konu demokratik bir anayasanın yapılmasına bağlı ve bunu kimlerin, nasıl ve niçin engelledikleri apaçık ortada.

Diğeri ise sokağa dökülüp ülkeyi savaş alanına çevirmeye yeterli bir gerekçe değil, ancak araya biraz da yalan katarak istismar edilebilecek şeyler.

Hasılı kutuplaşma bu iktidarın zamanında başlamadı, bozulan dengenin düzelmesi için atılan adımları kabul etmeyen ideoloji ve menfaat grupları kendi kutuplarının değerlerini topluma dayatmaya alıştıkları için işi gürültüye ve kavgaya boğarak statükolarını korumak istiyorlar; olay budur.

Çaresini de [önceki makalelerde] yazdım: "Hazım, tahammül, adalet."

23.06.2013

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi