www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Vekalet usulüyle kurban ibadeti

Mezheb farklılıklarına göre vacib veya birinci dereceden sünnet olan 'bayrama ait kurban' ibadetinden başka nafile, adak, yeni doğuma şükran (akika), bazı hac şekillerindeki gereklilik, ceza için yapılan kurban ibadetleri de vardır.

Peygamberimiz (s.a.) in uygulamasına bakılınca en makbul olanı yükümlünün kurbanı kendinin kesmesidir. Ancak günümüz şartları hem yükümlülerin kendilerinin kesmesine hem de istedikleri yerde kesmelerine imkan vermiyor. Bu yüzden kurban ibadeti genellikle kesene vekalet vermek suretiyle yapılıyor. Bazen bu vekalet zincirleme de oluyor; mesela yükümlü bir vakfa veya derneğe parasını vererek kurban alıp kesmeleri için vekalet veriyor, dernek/vakıf temsilcisi, kurbanın kesileceği yerdeki temsilciye, o da kesen kasaba vekalet veriyor, kurban böyle kesiliyor. Dinimizde güçlük olmadığını, şekil ve maksat yerine geldikten sonra yapılanın meşru olduğunu biliyoruz. Eğer her yükümlünün kurbanı kendinin alıp kesmesi şart olsaydı bugün büyük güçlük çıkar ve bu ibadeti yapmak çok kimse için mümkün olmazdı.

Bir vakfa veya derneğe kurbanı alıp kesmesi için vekalet ve bedeli verildiğinde vakfın/derneğin belli bir paraya herkes için ayrı ayrı kurban satın alması, böylece sahipleri önceden belirlenmiş kurbanları kasaba vekaleti aktararak kestirmesi de mümkün değildir. Caiz olan bir uygulama örneği verelim: Kuruluşlar kurbanlık hayvanları, kuruluş adına -kendi paralarıyla veya borçlanarak- toptan satın alırlar. Yükümlüler vekalet ve bedeli vermiş olduklarından bunların yazılı olduğu liste ele alınır, hayvanlar sürüden teker teker ayrılıp isimler teker teker okunur, işte bu sırada kuruluş hayvanı yükümlüye satar, artık onun olan kurbanı kesmesi için kasaba vekalet verir (teamül, niyet ve sözleşme gereği bu işlem saniyeler içinde gerçekleşir ve kurban kesilir. Yine vekalet sözleşmesinin içeriği gereğince ya kesilen hayvanın tamamı kuruluşa bağışlanır ve kuruluş artık malı olan bu kurbanları istediği gibi harcar, ya belli bir yerin yoksullarına dağıtmaları sağlanır, ya bir kısmı şöyle bir kısmı böyle işlem görür...

'Kurban eti satılamaz' deniyor. Bundan maksat, 'kurban yükümlüsü, kurbanın herhangi bir parçasını satamaz' demektir. Kurban kesilip de eti, derisi, sakatatı... uygun yere verilince o yer (hakiki veya hükmi şahıs) artık kendi malı olan kurbanı ister yer, ister satar, ister saklar, ister başkasına bağışlar...

'Kurban yükümlünün kendi ülkesinin muhtaçlarına dağıtılmalıdır, harice değil' deniyor. Bu ifade de mutlak manada doğru/uygun değildir. Ümmet bir bütündür, müminler kardeştir, kardeşlerin hangisi daha muhtaç ise onun tercih edilmesi gerekir. Yükümlünün yoksul yakınları, komşuları kendi imkanlarıyla veya başka yardımlarla yılda yüz kere et yiyor, uzakta (mesela Afrika'da) olan bir yoksul ise yılda bir kere, o da kurban bayramında Türkiye'den giden kurban sayesinde et yiyorsa elbette hariçteki tercih edilecektir.

Sözün özü:

Dileyen kendi kessin, dileyen yakın çevresine dağıtsın, ama meşru ve caiz olmak şartıyla başka şekillerde veren ve dağıtanlara da sataşılmasın.

21.10.2012

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi