www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İslam birliği Mehdi'yi mi bekliyor?

"Düşünür" niteliği ile tanıtılan bir yazar -tercüme edilen yazısında- diyor ki:

"Günümüzde hilafetin tekrar kurulması sadece beklenen Mehdi'nin gelmesi ile mümkün olabilir. Diğer durumlarda kurulacak yeni bir devlet, dünya sisteminin bir parçasına dönüşür ve farklı bir anlam ifade etmez."

Tercümede bir hata yoksa "işimiz Mehdi'ye kaldı" cümlesinde olduğu gibi işin zorluğunu ifade etmiyor da "İslam birliğinin veya bir İslam devletinin kurulmasının ciddi ve hakiki olarak Mehdi'nin gelmesine bağlı olduğunu" ifade ediyor.

Böyle karamsar, ümit kırıcı söylemler ne işe yarar?

Eğer "dünya sisteminin bir parçası olmak" günah ise, haram ise -ki, yazıda bu cümle de var- "harama devam edin, bu günahı işlemekten geri durmayın; çünkü ne yaparsanız yapın İslam birliğini kuramazsınız, kurmaya kalkışsanız dünya sizin beyninizi yıkar ve sistemin bir parçası olursunuz" demiş olmuyor mu?

İlk Müslümanlar şirk zemininde Müslüman oldular, cemaat oldular. İlk İslam devleti Yahudilerin ve müşriklerin de egemenliğe katıldıkları bir zeminde kuruldu. Son yüz yıl içinde İslam ülkeleri sömürge olmaktan kurtuldukça kitaba uygun bir İslam ümmeti ve devleti oluşturma çabasına girdiler. Başka ideolojiler ve amaçlar peşinde koşan Müslümanlar da oldu; ama büyük kitlenin beyni yıkanmadı, şu veya bu yoldan islâmî amaçlarına ulaşmak için mal, can ve emek vererek yollarında yürüyorlar. Dünya sistemi onların beyinlerini yıkayamadığı için askeri güç kullanarak, işbirlikçilerine kullandırarak yok etmeye çalışıyor.

Müslümanlara en büyük zararı verecek, onların azim ve çabalarını olumsuz etkileyecek beklenti "Mehdi beklentisi"dir.

Bir kere bu beklentinin islâmî meşruiyeti ve gerçekliği İslam alimleri arasında tartışmalıdır. Görüşler arasında, "Mehdi diye belli bir şahsın gelmeyeceği, uyarıcı mürşidlerin ve liderlerin mehdiler oldukları ve bunların da zaman zaman ortaya çıkacağı..." gibi olanları da vardır.

Diyelim ki, Mehdi diye "olağanüstü nitelikleri olan" bir zat gelecek ve bozulanı düzeltecek; peki o zamana kadar Müslümanların bozulanı düzeltme vazifeleri, güçleri ve imkanlarının olmadığı, olmayacağı nereden çıkarılıyor. Asıl en büyük günah böyle bir inanç değil midir?

Ortada Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Efendimiz'in (s.a.) örnekliği, orta yol İslam'ının imamlarının (büyük alimlerinin) açıklamaları, yaşanmış büyük ve şanlı bir tarih var oldukça kimse Müslümanların beyinlerini -kül halinde ve geri dönüşsüz olarak- yıkayamaz.

Yapılacak şey, işi yalnızca yöneticilere, egemenlere bırakmamak, Müslüman halklar ve sivil önderler olarak devreye girmek, yönetenlerden önce yönetilenler arasında sıkı işbirlikleri/diyaloglar/birlikler oluşturmak, ilim, akıl, hikmet çerçevesinde planlar ve programlar yapmak, kutsal hedefe doğru adım adım ilerlemek, ümitsizlik aşılayanların ümitlerini kırmaktır.

09 Mart 2012 Cuma

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi