www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İnsanlık vazifemiz

Konumuz yine yoksulluk olacak. Yoksullarla ilgilenmek, hayatı onlar için de çekilir kılmak, ihtiyaç yüzünden maddi ve manevi değerlerini koruyamaz hale gelmelerini önlemek dini ve ahlaki vazifemizdir, ama ben başlıkta "insani vazifemiz" ifadesini kullandım.

İnsan, kendisine yakışan, Yaratıcı'nın ona uygun gördüğü erdemlerle donanmak için iyi bir eğitim görmeye muhtaçtır. Eğer bu eğitimden mahrum olursa, ölçüsüz ve dengesiz hürriyet içinde yetişirse, kötü örneklere özenirse "ben merkezci, hazcı, egoist ve kullanıcı..." olur. Ben başlıkta bu insanı kast etmiyorum; zaten meselemizin baş sebebi bu tip insandır ve insanların çoğu -ne yazık ki- böyledir. Bunlar "kendine iyi bak"çı nesildir, başkaları onları ilgilendirmez; ilgilendirirse de "kendi çıkarları" açısından ilgilendirir.

İnsan, kendine yakışan erdemlerle donandığı takdirde ufku sonsuza ve ebediyete doğru uzanır ve genişler, nereden gelip nereye gittiği ve burada oluş amacı (hikmeti) konularında doğru bilgi ve inanç elde eder. O artık kendi yaratıcısı değildir, hayatının kendini aşan bir manası ve hikmeti vardır, bütün varlıklar gibi insanların da sahibi Yaratan'dır, insan olarak herkes eşittir, farklılıklar birbirini yemek için değil, birbirini tamamlamak, kabiliyetlere göre işbölümü yapmak, ilahi emanet olan imkanları ve nimetleri yerinde kullanmak ve paylaşmak için böyle takdir edilmiştir.

Bu inanç ve şuura sahip olan kimsenin elinde, ihtiyacından fazla bir şey varsa ve bir başkasının da ona ihtiyacı varsa "bu şeyin sahibi muhtaç olandır, o şeyi elinde bulunduran ise emanetçidir, emaneti sahibine vermekle yükümlüdür".

İkide birde "sadaka kültüründen" söz eden cahillerin yukarıda açıkladığım inancı ve anlayışı -buna sahip olmasalar bile- bilmeleri gerekiyor.

Elinde fazlası olan ve bu emaneti sahibine veren kimselerin (müminlerin) de, karşı tarafı minnet altında bırakmak şöyle dursun onlara minnete duygusu içinde olmaları gerekiyor; çünkü dağlardan taşlardan ağır olan emaneti yerine vermeye vesile olmuşlar, taşıyanı yükten ve borçtan kurtarmışlardır.

Bir toplulukta yoksulluğa çare bulmak için açıklamaya çalıştığım anlayış, iman ve şuurun herkese hakim olması gerekiyor.

Adil (eşit değil) paylaşımı İslam (ilâhî dinlerin tamamı böyledir) iman ve irfanına bağlamak yerine kanuna, icbara, bir felsefeye göre haksız kazanıma... dayamak, insanlardan kanun zoruyla almak ve muhtaçlara vermek de bir yoldur; ama bu yolun -manevi çerçevesinin bozukluğu dışında- yetersiz de olduğu görülmektedir.

Kanun gereği insanlardan alıp muhtaçlara verdiğiniz zaman da bir çeşit sadaka vermiş olursunuz; çünkü alanlar bunu emekleriyle hak etmiş değildirler. Nasıl ve niçin hak ettikleri sorusunun cevabı İslam'daki gibi olursa sadaka kavramı ve onun insana etkisi de değişecektir.

Diyelim ki, aile sigortasını getirdiniz (buna itirazım yok, getirilsin) ama: 1. önce ailelerden alacaksınız, sonra onlara vereceksiniz, 2. aldığınız vereceğinizi karşılayamayınca -ki, hep öyle olur- başka kaynaklara uzanacaksınız, sonunda herkes için zararlı olan tasarruflarda bulunacaksınız.

Gönüllü yardımlaşmayı, ihtiyaç sahipleri için en uygun hale getirmek yerine ona karşı çıkmak ve yalnızca aile sigortası ile yoksulluğa çare bulacağım demek de bir çeşit "yoksulluğun istismarı" olur.

06.06.2010

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi