www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Yoksulluk ve Din

"Dini ıstırap, bir ve aynı zamanda, hem gerçek ıstırabın bir ifadesi, hem de bu gerçek ıstıraba karşı bir protestodur. Din, ezilen yaratığın iç çekişi, kalpsiz bir dünyanın kalbi, ruhsuz koşulların ruhudur. Kitlelerin afyonudur."

Roni Margulies'ün dediğine göre Marx'ın bu satırları yazdığı dönemde afyon, acıları dindiren bir ilaç, bir ağrıkesici anlamında kullanılıyormuş ve Marx din ile bağnazlık, din ile tutuculuk arasında herhangi bir bağ kurmamış. Ayrıca Margulies, Kilise ile ulemanın tutuculuğunun dini sebeplerden değil mevcut siyasal yapı ve hegemonyanın dayanakları olmalarından kaynaklandığını vurgulamakta.

Bundan önceki yazıda bilgi/eğitim ve din konusuna temas etmiştik, bu yazıda da yoksullukla din arasındaki ilişkiye dokunmak istiyorum.

Marx'ın yukarıda iktibas ettiğim sözü din aleyhine olarak çok kullanılmış ve tekrarlanmıştır. Yorumculara bakılırsa bu sözleriyle Marx, dinin gerçekliği konusuna değil, fonksiyonu, daha doğrusu farklı amaçlar için kullanılışına işaret etmektedir. Bütün dünyada ve tarih boyunca dinler, yoksul ve yoksunları avutmak için de, harekete geçirmek için de kullanılmıştır. Büyük kitleleri ölüm pahasına savaşlara sürükleyen liderlerin en güçlü dayanaklarından biri din olmuştur.

Bu gerçek, dinin asılsız olduğunu da, başka bir fonksiyonu bulunmadığını da ispat ve ifade etmez; yalnızca bir vakıayı ortaya koyar. Ama unutmamak gerekir ki, dinin acıları katlanır kılma etkisi yalnızca yoksun ve yoksullara ait değildir; zengin ve güçlü olan insanlar da bunaldıklarında dine sığınmışlar, din sayesinde ümitlerini korumuşlar ve hayatlarını zindan olmaktan kurtarmışlardır. İlâhî dinlerin bundan başka ve esas vazifesi insana mahsus düşünce ve inanç bunalımlarına, inanma ihtiyacına cevap vermesi, akıl ve duyu organlarıyla çözülemeyen mechullere cevaplar sunması, insanlara iki cihanda mutlu olmalarının yollarını göstermesidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.) İslam'ı tebliğ ettiği zaman ona inananlar arasında zengin, asil, güçlü insanlar da bulunmakla beraber daha çok zayıflar, ezilenler, mağdur olanlar vardı. Bunun sebebi dinin, onlara, ahiret saadeti adına dünyadaki zulme katlanmaları teklifi değildi (çünkü İslam'da böyle bir teklif yoktu), içinde bulundukları kötü halden, zulümden, kula kulluktan, adaletsizlikten kurtulma ümidi idi; çünkü din onlara bunu vaad ediyor ve kurtuluş yollarını gösteriyordu.

İnsanlar her değerli ve etkili şeyi kötüye kullanabilirler; ama bu, değerliyi değerinden düşürmez, aksine değeri ve tesiri ispat eder; ilgililere de "kötüye kullanma ahlaksızlığına karşı" mücadele etmek düşer.

Bu münasebetle gelecek yazıda, Peygamberimiz'in, Bizans İmparatoru Heraklius'a gönderdiği mektuptan ve onun, Ebu Süfyan'a sorularından, sonunda İslam ve Peygamberi ile ilgili değerlendirmelerinden söz edeceğim; çünkü bu konuşmada O'na ilk inananların nasıl insanlar olduğu konusu da yer almaktadır.

27.09.2009

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi