www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Birleşmek mi, işbirliği mi?

Yakında konumuzla ilgili bir köşe yazısı okudum. Yazar mezhep, meşreb, tarikat ve din anlayışı farklı olan Müslüman gurupların adlarını teker teker anıyor ve "Bunlarla mı birleşeceğiz?" sorusunu soruyor, sonunda sünnîlerin bunlarla birleşmelerinin mümkün olmadığını, birliğin ancak Ehl-i sünnet çatısı altında olabileceğini söylüyor ve bütün diğerlerini Ehl-i sünnet olmaya çağırıyordu.

Gurupların çoğu başkalarını kendi çatısı altına davet eder ve birliğin ancak böyle gerçekleşebileceğini söyler; ama bu çağrı, bilerek veya bilmeyerek tefrikanın, bölünmüşlüğün, bölükler arasındaki rekabetin ve çatışmanın devam etmesine çağrıdan başka bir şey değildir. Çünkü çeşitli sebeplerle oluşmuş aidiyetler ve ait olduğu guruba taassupla bağlanmalar ha deyince son bulmaz. Her biri kendi gurubunu en iyi, hatta bazıları tek iyi olarak kabul eder, ondan ayrılmayı dinden ayrılma gibi, kurtuluşa giden yolu terke etme gibi görür.

Birlik için çare her gurubun ötekini kendi çatısı altına çağırması değildir. Aslında en doğru olanı gurupsuz bir İslam ümmetinin var olmasıdır. Ama bu çağlar boyunca gerçekleşmemiş bir hayaldir. Ümmetin bütün fertleri taassup şöyle dursun taklidi bile terk etmedikçe, dini öğrenme ve uygulamada rehber edindiği şahıslara -her müslümanın bilmesi ve yapması gereken şeyleri- kendisinden daha iyi bilen ve yapan şahıslar olarak bakmadıkça, onların şahıslarına ve isimlerine değil delillerine -anlayarak, bilerek, kaynak bilgisini onlardan alarak, şuurlu olarak- bağlanmadıkça, herkes inancının ve uygulamasının delilini bilmedikçe "şahıs ve guruplara bağlanma" hali devam edecektir.

Peki bu durumda ümmetin birliği nasıl gerçekleşecek?

1. Hemen ortadan kaldırılması mümküm gözükmeyen "Müslüman ulus devletler" sınırlarını ve bağımsızlıklarını koruyarak aralarında olabildiğince çok sayıda ve alanda birlikler, işbirlikleri, dayanışma mekanizmaları, ortak projeler üretecekler.

2. Dini gurupların her biri kendileri hakkındaki inançlarını ve bağlılıklarını koruyacaklar, ama taassubu terk edecekler, aradaki farklılıklar diğerlerini İslam'ın dışına atmadıkça her biri "Müslüman ve mümin" olan guruplar, kendi aralarındaki yakınlığa (mesela ihvan olmaya) ek olarak iman ve İslam kardeşliği çatısı altında bir birlik oluşturacak, bu birliğe dahil olan her gurubu kardeş bilecek, ortak problemler, tehlikeler ve menfaatler için "bu büyük kardeşlik birliği" içinde dayanışma, yardımlaşma, işbirliği yapacaklar.

İyiyi tavsiye, kötüden sakındırma vazifesinin şartı, muhatabın inanç ve kanaatinin de aynı olmasıdır. Bir Müslüman gurup itikad veya amel konularında farklı bir kanaate sahip ise onların doğrusu ve iyisi budur, buna karşı "sen yanlış yapıyorsun, bizim gibi yapman gerekir" denemez.

Farklı guruplara mensup sıradan insanlar, aradaki farklarla ilgili tartışma da yapmayacaklar; bu onların işi değildir ve arayı açmaktan başka bir şeye yaramaz. Bu iş her gurubun insaflı alimlerine bırakılır ve onlar gerekli gördükleri kadarını yaparlar.

06.08.2009

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi