www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Birey laik olur mu?

İki gazeteci tartışıyorlar; biri "birey laik olmaz, devlet laik olur; bu siyaset ve hukuk biliminin alfabesidir, lütfen alfabeyi tartışmayalım" diyor, diğeri yüksek tonda ses ve heyecan ile "Elbette birey laik olur, sen nasıl böyle bir şey söyleyebilirsin, laik değilsen neden burada bu tartışmayı yönetiyorsun..." diyor.

Tartışmaların boş, sonuçsuz, hatta zararlı olmasının bir sebebi de tartışılan konunun "neden ibaret" olduğu hususunda önceden bir anlaşmanın yapılmamasıdır. Mesela "bireyin laik olup olamayacağını mı tartışıyoruz", önce tarafların laiklikten ne anladıklarını ortaya koymamız gerekiyor. Bu yapılmayınca "birisi elma derken, diğerinin armut dediğini kastediyor" ve hedefsiz atışlar şeklinde sürüp giden tartışma abesle iştigal halini alıyor.

Birey laik olur mu?

Bu soruya cevap vermeden önce laikliğin bizde kullanılan birkaç tarifini hatırlayalım:

1. Laiklik bir devlet tavrıdır, devletin bütün inançlar ve ideolojiler karşısında eşit mesafede bulunmasıdır.

2. Laiklik din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

3. Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzeninin kısmen de olsa, din kurallarına dayandırılmamasıdır.

Bu üç tarifte de dikkat çeken unsur, laikliğin devletle ilgili bir kural ve kavram olduğudur. "Dini ayıracak, din temeline dayanmayacak, dinlere eşit mesafede duracak olan" birey değil, devlettir.

Olmayacak şeyi olur saysak da "birey laik olur" desek, bakınız bundan nasıl çelişkiler doğar: Bir kimse mesela Müslüman olacak, ama dünya işlerine, dini karıştırmayacak, veya hem Müslüman olacak, hem de bütün dinlere, inançlara ve inkarlara eşit mesafede duracak, yahut da hem Müslüman olacak hem de siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki işlerini dinden bağımsız olarak yürütecek.

Bir kimsenin bu olabilir diyebilmesi için hem bir dine inanmamış/bağlanmamış, hem de -inanmasa bile- dindarlık denen şeyin ne olduğu hakkında en küçük bir doğru bilgi ve düşünce sahibi olmamış bulunması gerekir.

Bir zamanlar Batı'da, din adamlarına (ruhban sınıfına) klerje, din adamı olmayan kişilere -ki bunların kahir çoğunluğu Hristiyandır- laik denmiştir. Ama burada laik kelimesinin manası, "dini dünya hayatına karıştırmayan insan" değil, din adamı (rahip, papaz) olmayan insan demektir.

Sözün özüne gelince:

Batı'da uygulanan demokrasilerin birçoğunda devlet laiktir, ama bireyler için böyle bir nitelik söz konusu olmaz. Bireyler bir dini seçerler veya seçmezler, seçtikleri dine göre yaşarlar, bu dinin kurallarını dünya hayatlarına da uygularlar. Farklı bir dini seçme ve ona göre yaşama hürriyeti tanımak başkadır, her dine "gerçeklik ve kurtarıcılık açısından" eşit olarak bakmak başkadır; bu ikincisinin laiklikle ilgisi yoktur.

Türkiye'de de yapılması gereken şey, insanlara inanç veya inançsızlığı seçme ve evrensel hukuk çerçevesinde buna göre yaşama hürriyeti vermek, hiçbir dini ve ideolojiyi bireylere dayatmamak, mecbur kılmamaktır. Bu yapılırsa Türkiye, çağdaş manada laik bir ülke, vatandaşları da "laik ülkenin vatandaşları" olur, ama bireyler laik olmazlar.

20 Mayıs 2007
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi