www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 

İmam Hatip Aşkına İki İlkokul Bitiren Aydın: Hayrettin Karaman
(Moral Dünyası Dergisi Haziran 2006 sayısında Hayrettin Karaman ile yapılmış röportaj)

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, yarım asra yakındır fikrî ve ilmî çalışmalarıyla, binlerce konferans, seminer, panel, vaaz, hutbe, kurs, yazılı ve görsel medya programı ve eğitim programlarında yer alarak eğitim, öğretim, tebliğ ve irşad faaliyetini sürdürüyor. Aralarında bugünün tanınmış ilim ve fikir adamlarından olan binlerce öğrenci yetiştirdi. 2001 yılında özgürlüğün şart olduğu üniversite ortamında hüküm süren baskılara karşı çıkarak Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ndeki görevinden ayrıldı.

Hocam, Erzurumlu bir ailenin çocuğu olarak Çorum'da dünyaya geldiniz. Aslen nerelisiniz?

Doğum yerim esas alınırsa Çorumluyum. Babam Erzurum Oltu'da doğmuş, annem Çorum'da doğmuş. Annemin annesi 93 muhacirleri olan Ahıska Türklerindendir. Asıllarımız oralara dayanır ama Çorumluyuz.

Erzurum'dan Çorum'a gelme sebebiniz nedir?

Babamın anlattığına göre; "Ruslar istila ettikleri yerlerde namusa, ırza, mala ve cana zarar vermedikleri halde Ermeniler bizi korkutmak için haber yollarlar; falanca gün köyünüzü basacağız; kızlarınız, kadınlarınız hamama gitsin, hazırlansınlar, sizler de kabirlerinizi kazın, mezarlarınızı hazırlayın derlerdi! Fırsat bulunca da basarlardı" diyor. Amacım o zamanki yaraları açmak değil, ama o yıllarda büyüklerimiz bu vaziyette yaşayamayacaklarına kanaat ederek 1910 yıllarında Çorum'a gelmişler. Dedem Molla Rüştü, molla olmasının yanında demirciymiş. Babam da onun yanında demircilik öğrenmiş. Oranın havası bunlara iyi gelmemiş ki dedem, babamın hanımı, bir kızı ve tam on iki kişi ölmüşler; bir tek babamla analığı kalmış. Babam daha sonra annemle tanışmış. Annem de dulmuş, kocası Kızılırmak'ta boğulmuş. Babam içgüveyi olarak gitmiş.

Niçin İmam Hatip Okulunu tercih ettiniz?

İmam Hatib'e gitmek çocukların kendilerinin değil ebeveyninin seçimidir. Benim İmam Hatib'e giriş yaşım on sekizdir. Çünkü İmam Hatip yeni açılmıştı. Ben Kur'an okurken Kur'an öğrendiğim hocam ara sıra Kur'ân'ın meal ve tefsirini anlatırdı. Bu çok hoşuma giderdi. Ben de öyle öğrenmek, öyle anlamak için Ahıskalı Server Efendi'den ders almaya başladım. 1950 yıllarında ilk İmam Hatip Okulları açılınca bize en yakın okullar Konya ve Ankara'da vardı. Ankara'ya gittim, "kayıtlar doldu" dediler. Sonra Konya'ya gittim. Tatile bir ay kalmasına rağmen beni kabul ettiler. İlk yıl yaş problemim oldu, çünkü ben yaşımı mahkeme kararı ile küçültmüştüm. Ama kayıtlarda ilkokulu bitirme yılımla yaşım tutmadığı gerekçesiyle beni okuldan attılar, ben de "Bu mu benim eksiğim?" diye tuttum dışarıdan ilkokulu bitirme sınavlarına girdim, bir ilkokul daha bitirdim. Yani iki fakülte bitirenler vardır, ama benim gibi iki ilkokul bitiren pek yoktur. Hem Çorum Cumhuriyet İlköğretim Okulu'ndan mezunum, hem de Konya On Dokuz Mayıs İlköğretim Okulu'ndan mezunum ve ikinci yıl Konya İmam Hatip Okulu'na tekrar girdim.

İmanı Hatip Okulları ve Yüksek İslam Enstitülerini değerlendirir misiniz? O zaman bu eğitim yuvaları, talebesiyle hocasıyla nasıldı?

İlk üç yıl İmam Hatiplerin ilahiyatlı hocaları yoktu ve ilkokulu bitirmiş veya bitirmemiş hocalar atanırdı. Aldıkları ücret çok cüzi idi. Daha sonra Ankara İlahiyat mezunları gelmeye başladı. Mektepli ve alaylılar yan yana hocalar olmuştu. Biz hoca olduğumuzda ilk hocalar çok azalmıştı. O zamanın talebeleri ile bugünün talebeleri arasında çok fark var. Öncelikle o zamanki talebelerin maîşet kaygısı yoktu. Biz İmam Hatibi bitirince, gideceğimiz hiçbir yüksek okul olmadığını biliyorduk. Ama ben "Kur'an'dan ekmek çıkarmak istemiyorum" dedim. Ben "bu Kur'an'ı anlayayım, ekmeğimi taştan da çıkarırım" dedim. O vakit arkadaşlarımın bakış açısı da geçim derdi değil, Kur'an'ı anlamaktı.

Hocam, evliliğinizi anlatır mısınız?

Bizim zamanımızda, önce İmam Hatip sonra aile geliyordu. Bunu teyit edecek çok kısa bir anekdot söyleyeyim. İmam Hatip okullarına bir darbe vurmak istiyorlar, buna da esnaf ve halk telgraflar çekerek karşı çıkıyor. O zaman başvekil olan Halk Partisi'nin ikinci şefi diyor ki; bu halkı toplayın, bir gözdağı verin. Emniyet, esnafı topluyor ve "Sizin neyinize bu İmam Hatip?" diyor. O zaman esnaftan biri ayağa kalkıp diyor ki; "Benim bu okullarda ne oğlum var ne kızım, ama bu okullar bizim beklentimizdir, cenazemizi kaldıracak, arkamızdan Fatiha okuyacak kimse kalmamasından korkuyoruz. Bu okula bağış toplanırken bana geldiklerinde o gün çocuklarımın ekmek parasını ayırıp kalan tüm paramı bu okullara verdim. Bu yüzden bu okullar benim de sayılır." diyor. İşte İmam Hatip okullarına olan sevgi böyleydi. Ve böyle düşünen biri, bana kızını verdi. Ben lise birdeyim ve yaşım yirmi iki ve imamlık kazanmışım. Gözü gibi baktığı kızını aldım, Konya'ya çatısı ve bacası dökük bir eve getirdim. Kerpiçten yapılmış ve tuvaleti bahçede olan iki odalı bir ev tutabildim. Kayınpederim 12 Temmuz 1956 yılında bu halimi bilerek bana kızını verdi. Ben de aldım geldim.

Bu evliliğinizden üç çocuğunuz oldu değil mi? Çocuklarınızı mı torunlarınızı mı daha çok seversiniz?

Evet iki erkek, bir kız çocuğum oldu. Yedi tane torunum, iki tane de torunumun çocuğu var. Ben hiçbirini ayıramıyorum. Onları gördükçe sevincim artıyor. Allah'ın bana en büyük lütfu üç hayırlı evlattır. İnşaallah onların çocukları da hayırlı torunlardır.

Hocam, size defalarca Diyanet İşleri Başkanlığı, milletvekilliği ve bakanlık gibi teklifler geldiğini biliyoruz, kabul etmeme nedeniniz nedir?

Ben iki şeye girmemeye karar verdim, biri yöneticilik, diğeri de parti siyasetidir. Diyanet İşleri Başkanlığı da yöneticiliktir. Vaktinizin pek çoğunu uğraşmamanız gereken şeylerle geçirirsiniz. Yani ben kabiliyetli olduğum şeyleri terazinin bir kefesine, sizin dediğiniz mevkiyi bir kefeye koyunca hep israf olacağımı düşündüm. Siyaset ise farklıdır. Mesele, diyanetse birileri yönetir, ben de fikirlerimle destek veririm. Parti siyaseti ile kendimi âlim sınıfına koymuyorum, ama âlimlerin ilgilenmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Adı üzerinde, parti partidir, bölünmüşlüktür. Ama âlim herkesi kucaklar, herkese hitap eder. Âlim ayırmaz, birleştirir. Size İslam ile ilişkisi olanlar başvurmalıdır. Eğer siz bir partili olursanız, size sadece o partililer fikir sorar. O da sınırlı olur, çünkü orada bir hiyerarşi olur, bazen ciğeri beş para etmez insanlar sizden daha üstte olur ve daha yüksek ses çıkarır. Bizim "Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resûlullah" diyen ve böyle demese de diyenlere saygısı olan herkese kucağımız açıktır.

Talebeniz olduğum için söylüyorum, fakültede İslam Hukuku bölümünü siz olduğunuz için seçmiştim. Belki onlarca talebe daha böyle tercih edecekti, ama siz fakülteden ayrıldınız. Neden ayrıldınız İlahiyat Fakültesinden?

Yaş haddi dolayısı ile, iki sene daha kalabilecektim fakültede. Bu başörtüsü yasağını getire getire ilahiyata kadar dayattılar. İlahiyat fakültelerinde de baş açmayı mecburi hâle getirdiler, başörtüsünü yasakladılar. Bu Türkiye'nin neresinde yapılırsa yapılsın yanlıştır, ama ilahiyatta yapılması evveliyatla yanlıştı. Daha büyük bir cüretti. Buna karşı mutlaka meşru olarak mücadele vermek gerekiyordu. Orada hoca olarak kaldığım müddetçe bunun imkânı yoktu. Benim hem gazetede yazı yazmamamı, hem de başörtüsü lehine yazı yazmamam yönünde haberler gönderdiler. "Bunun üzerinde ısrar ederseniz şöyle yaparız, böyle yaparız." diye, birinci sebep bu idi. İkincisi öğrenciler boykota başladılar. Hocalar hoca olarak kaldıkları sürece YÖK'ten yana gözükmeleri gerekiyordu. Bu emirden yana olmaları gerekiyordu, öğrenciler sahipsiz kaldıkları için başka yanlış yönlendirmelere maruz kalabilirlerdi. Birilerinin onlara sahip çıkması gerekiyordu. Bu sebeplerle ayrıldım. Ama düşüncelerimi farklı platformlarda ifade etmeye devam edeceğim.

 
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Ramazan Özel
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner